İbadet Kelimesinin İçine Giren Kavramlar:
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 20:17:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İbadet Kelimesinin İçine Giren Kavramlar:  (Okunma Sayısı 3295 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bismirrahman
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 205


قتل الانسان ما اكفره


« : 22 Haziran 2015, 22:05:25 »

İbadet Kelimesinin İçine Giren Kavramlar:

1 - İtaat:
Bil ki! Zatı için sadece Allah-u Teâlâ’ya itaat edilir. Çünkü ibadete layık tek ilah olan, hak ve adaletle hükmeden sadece O’dur. Allah-u Teâlâ’dan başkasına kim olursa olsun, sıfatı ve mevkisi ne olursa olsun sadece Allah-u Teâlâ için itaat edilir, yoksa o kişinin kendi zatından dolayı itaat edilmez. Zira bir yaratığa kendi zatı için itaat edilirse, o yaratığa ibadet edilmiş ve o yaratık, Allah-u Teâlâ’dan başka ilah edinilmiş olur. Her kim yalnızca kendi zatına itaat edilmesini isterse, velev ki “ben ilahım” demese bile, kendisinin ilah olduğunu ilan etmiş demektir. Bu sebeple ondan sakın ve insanları da sakındır. Onun, reddedilmesi gereken büyük bir tâgut olduğunu bil!
Zatı için itaat etmekten kasıt; verdiği emirler ne olursa olsun bunlara itaat edilmesini istemektir. “Ne emir verirse versin kendisine itaat edilmesi gerekir” şeklindeki böyle bir itaat türü yaratılmışa verilirse işte bu, şirkin ve İslam milletinden çıkaran büyük küfrün ta kendisi olur.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Ademoğlu! Ben size şeytana ibadet etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır, diye bildirmedim mi?”           

                                                                          (Yasin: 60)
 
Ayette geçen şeytana ibadet etmek; Allah-u Teâlâ’ya isyan konusunda ona itaat etmek demektir. Şeytan onlara şirki süslü gösterdi, onlar da ona itaat ettiler. İşte şeytana böylece ibadet etmiş oldular. (1)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri dönüp irtidat edenlerin yaptıklarını şeytan kendilerine süslü gösterdi ve onları boş hayallerle aldattı. İşte bu, onların Allah’ın indirdiklerini beğenmeyenlere: “(İlerde) bazı meselelerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini bilmektedir.”    
                                              (Muhammed: 25-26)

Ayetteki “irtidat edenler” lafzı, imanı terk ederek küfre döndüler manasındadır.
İmanı terk ederek küfre dönmelerinin sebebi, Allah-u Teâlâ’nın şeriatını sevmeyenlere: “Bazı meselelerde size itaat edeceğiz” demeleridir. Durum böyleyken, İslam şeriatını beğenmemekten daha ileriye giden ve İslam şeriatına karşı açık bir şekilde savaş açıp düşmanlık gösterenlere: “Söyleyeceğiniz her konuda size itaat edeceğiz” diyenlerin durumu acaba nasıl olur?”
Şüphesiz ki bunlar, küfür, irtidat ve İslam milletinden çıkmaya ayette zikredilenlerden daha layıktırlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için dostlarına vahyeder. Şayet onlara itaat ederseniz muhakkak müşriklerden olursunuz.”      
                 (En’am: 121)

--------------------------------
(1 ) Taberi Tefsiri ve Zad’ul Mesir’e bak.

 
Yani; ölü etini Allah-u Teâlâ haram kıldığı halde onu helal gören müşriklere bu konuda itaat ederseniz biliniz ki sizler, mü’min olduktan sonra onlar gibi müşrik olursunuz. (2)
Allah-u Teâlâ’nın şirk ismi verdiği bir amelde muhakkak bir ibadet türü ve bir mahlûku ilahlaştırma vardır. Bu sebeple bir nasta şirk ve küfür zikredildiği zaman, aslında ibadet türlerinden birisinin iptal edildiğini ve o konuda Allah-u Teâlâ’dan başkasının ilahlaştırıldığını bil!
Yukarıdaki ayette, ibadet ve mahlûku ilahlaştırma çeşitlerinden biri ve Allah-u Teâlâ’nın en önemli özelliklerinden olan; bir şeye helal veya haram deme, bir şeyin iyi veya kötü olduğuna karar verme yetkisini müşriklere vererek onlara itaat etme meselesi zikredilmiştir.

---------------------------------------------------------
(2 ) İslam’ın reddettiği itaat iki türlüdür:
1 – Kişiyi İslam milletinden çıkartan itaat: Bu itaat türü, özelliği, konumu ne olursa olsun herhangi bir mahlûkun sırf zatı için itaat edilmeye hak kazandığına inanmaktır. Daha açıkçası; ister hakka isabet etsin isterse isabet etmesin, ne emir verir ve ne yasaklarsa ona itaat edilmesi gerektiğine inanmaktır. Bu itaat, küfür olan bir itaattir. Böyle bir itaatte, Allah-u Teâlâ’nın bir sıfatı, bir mahlûka verilmiş olunur.
İslam’dan çıkaran bir başka itaat türü ise müşrik ve kâfirlere, şirk ve küfür konusunda itaat etmektir. Onları Müslümanlara karşı dost edinmek, Allah-u Teâlâ’nın helal kıldığını haram, haramını helal yaptıklarında onlara itaat etmek gibi...
2 – Kişiyi İslam milletinden çıkartmayan; fakat haram olan itaat: Bu itaat türü, birincisinin dışında olan itaattır. Yani, haram olan bir konuda bir kimseye o haramı helalleştirmeyerek itaat etmektir. Bir kimse, diğerine içki içmesini söylediğinde o kimsenin de içkiyi helal saymamak, yaptığını iyi ve güzel görmemek şartıyla ona itaat ederek içki içmesi bu meseleye örnek olarak gösterilebilir. İşte itaatin bu türlerini öğrendiğinde şirk olan itaati yapanların zamanımızda ne kadar çok olduğunu daha iyi anlarsın. Çünkü zamanımız, sahte ilahların çoğaldığı bir zamandır. İnsanların çoğu, bilerek veya bilmeyerek bu sahte ilahlara itaat etmekte, böylece şirk koşmaktadır.




Allah-u Teâlâ’nın şu ayetlerde buyurduğu gibi:
“Hüküm vermek yalnız Allah’a aittir.”  
(yusuf: 40)
“O’nun, hükmünde hiçbir ortağı yoktur.”(Kehf: 26)
Özelliği ve durumu ne olursa olsun, ister bir şahıs ister bir sistem ister bir hakim isterse millet meclisi olsun, her kim bu mahlukattan herhangi birisine:
“Sen teşri (kanun koyma) hakkına, helal (serbest) ve haram (yasak) koyma, bir şeye iyi ve kötü deme yetkisine sahipsin. Senin iyi dediğin iyi, kötü dediğin kötüdür. Egemenlik kayıtsız, şartsız senindir. Emir verme yetkisi, gerek şimdi gerekse ileride sana aittir. Bu konuların hepsinde sana itaat etmekle yükümlüyüz. Çünkü sen, itaat edilme ve emrine boyun eğilme hakkına sahipsin. Sen ne dersen o olur.” derse, işte bu kimse o mahlûka Firavun’un iddia ettiği ilahlık sıfatını vererek onu ilah edinmiş ve ona ibadet etmiş olur. Her ne kadar namaz kılsa, oruç tutsa ve Müslüman olduğunu iddia etse de... Bu ameli ile sadece Allah-u Teâlâ’ya ait olan en önemli bir özelliği o mahlûka vererek Allah-u Teâlâ’ya ortak koşmuş ve müşrik olmuştur.
Helali haram ve haramı helal yapma konusunda birisine itaatin, ona ibadet olduğunu en güzel şekilde açıklayan Allah-u Teâlâ’nın şu sözüdür.
 “Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”            
                                (Tevbe: 31)

Begavi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:
“Şayet: “Onlar din adamlarına, rahiplerine rüku ve secde ederek ibadet etmiyorlardı” diye söylenirse, buna şöyle cevap verilir:
“Ayette geçen itaat, onlara rüku ve secde etme konusunda değil, Allah-u Teâlâ’ya karşı gelerek Allah-u Teâlâ’nın helalini haram, haramını helal yapma konusunda onlara itaat etmektir. İşte böylece onları rab edinmişlerdir.

Adiy b. Hatem radıyAllahu anh dedi ki:
“Boynumda altından bir haç takılı olduğu halde Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in huzuruna girdim. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem beni görünce dedi ki:
“Ey Adiy! Boynunda takılı olan şu putu at!” Ben hemen onu attım ve sonra yanına geldim. O:
“Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler...”
(Tevbe: 31) ayetini okuyordu. Bu ayeti okumayı bitirince ona şöyle dedim:
“Biz onlara tapmıyorduk ki.” O şöyle dedi:
“Onlar Allah-u Teâlâ’nın helalini haram, haramını helal yaptıklarında, siz de onu haram veya helal yapmıyor muydunuz?” Ben:
“Evet” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
“İşte onlara ibadet böyledir”

(Begavi Tefsiri c: 3 s: 285)

Suddi radıyAllahu anh Tevbe:31 ayeti hakkında şöyle diyor:
“Onlar insanları nasihatçı kabul ettiler. (Yani insanların öğütlerini dinlediler). Allah’ın kitabını ise terk edip arkalarına attılar. İşte bunun içindir ki Allah-u Teâlâ : “Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı.” buyurmuştur.

O, bir şeyi haram kıldığında o haramdır. O’nun helal kıldığı helaldir. Koyduğu kanuna tabi olunur. Hükmettiği şey uygulanır.

“O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”
Allah, bütün ortaklardan, benzerlerden, yardımcılardan, zıtlardan, çocuklardan münezzeh, mukaddes ve yücedir.
Bu ayet açık bir şekilde gösteriyor ki; Allah ve rasûlünden başkasına itaat eden, kitap ve sünnetten yüz çeviren, kitap ve sünnetin haram kıldığını helal yapan veya helal kıldığını haram yapan ya da böyle yapanlara tabi olan kimseler, Allah’tan başkasını rab edinmiştir.
Ayrıca bu ayet; helali haram, haramı helal yapma konusunda itaatin Allah’tan başkasına ibadet etmek demek olduğunu gösteriyor. Bu yüzden ibadet, itaat olarak açıklanmıştır. İlah ise kendisine ibadet edilen ve itaat edilen varlık olarak açıklanmıştır.
Buna göre kim Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram yapana itaat ederse ona itaat etmiş olur. Çünkü tevhidin manası ve La ilahe illAllah şehadeti; sadece Allah’a ve rasülüne itaat etmeyi gerektirir. Sadece Allah-u Teâlâ’nın Rasûlüne tabi olmak itaatte şirkten uzak durmayı gerektirir.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in sözünü dikkatle düşün!
Helali haram, haramı helal yapma konusunda din adamlarına ve rahiplerine itaat ettikleri için Yahudi ve Hıristiyanları, din adamlarını Allah-u Teâlâ’dan başka rabler edinmekle vasfetmiştir.

Şayet bu din adamları ve rahipler, kendileri için namaz kılmalarını ve oruç tutmalarını onlara emretseydiler asla onlara itaat etmez, belki onları recmederlerdi. Zira namaz, oruç gibi amellerin ibadet olduğu herkes tarafından bilinmekteydi. Fakat itaat etme ve boyun eğmenin ibadet olduğu, insanların çoğu tarafından bilinmemekteydi. İşte bu nedenle kendilerinden böyle bir itaat ve boyun eğme ameli istendiğinde hiç çekinmeden bu konuda Allah-u Teâlâ ile beraber onlara ibadet ettiler. Çünkü haramı helal, helali haram yaptıkları zaman onlara itaat ettiklerinde, namaz ve oruç gibi ibadet ettiklerini bilmiyorlardı. Fakat bu bilgisizlikleri, tekfir edilmeleri konusunda onlara mazeret olmamıştır.

Ebu’l Buhteri bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Onlar din adamlarına, rahiplerine namaz kılmadılar. Şayet din adamları ve rahipleri, kendileri için rükû ve secde yapılmasını onlara emretseydiler, elbette bu konuda onlara itaat etmezlerdi. Fakat Allah-u Teâlâ’nın haramını helal, helalini haram yapmalarını onlara emrettiklerinde, bu emre itaat ettiler. İşte onların, din adamlarını ve rahiplerini Allah-u Teâlâ’dan başka rabler edinmeleri böyle olmuştur.”    
                         
(İbni Teymiye Fetvalar c: 7 s: 76)
Kayıtlı

İzzetli yaşamayı arzu edenler; inancı uğruna ölümü bir sevgili bilip mücâdele edenlerdir...
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |