1. Asrımızın Yesağı Anayasada Teşri Koyucu Sadece Allah Değildir
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2019, 11:19:59


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: 1. Asrımızın Yesağı Anayasada Teşri Koyucu Sadece Allah Değildir  (Okunma Sayısı 3653 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 820


« : 16 Haziran 2015, 14:34:28 »



Zamanımızda Tatbik Edilen Asrımızın Yesakından (Beşeri Kanunlardan) Bazı Örnekler

Birincisi: Asrımızın Yesağı Anayasada Teşri Koyucu Sadece Allah Değildir

İslam dininde kanun koyma hakkı, sadece Allah’a aittir ve bu konuda ortak kabul etmez. Bu, “la ilahe illAllah’ın” gereklerindendir.
Her müslüman, teşri ve kanun koyma hakkının sadece Allah-u Teâlâ'ya ait olduğunu, bunun “la ilahe illalah Muhammedun Rasulullah” şehadet kelimesinin gereklerinden olduğunu, Allah’ın din, nefis, mal, akıl, namus ve neseb gibi değerleri korumak için kanunlar koyduğunu, O’nun bizim maslahatımızı bizden daha iyi bildiğini bilmesi, buna iman etmesi ve hayatını bu inanç üzere şekillendirmesi gerekir.

"Yaratıcı, yarattığını bilmez mi? O, lütuf sahibidir, haberdardır.” (el-Mülk: 14)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Birbirinden ayrı Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa her şeye hakim ve galip olan tek bir Allah mı?” Sizin Allah’ı bırakıp da taptığınız şeyler, sizin ve babalarınızın verdiği bir takım isimlerden ibarettir. (Oysa) Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Muhakkak ki hüküm vermek, yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din işte budur! Fakat insanların çoğu (hüküm verme yetkisinin yalnız Allah’a ait olduğunu) bilmez.” (Yusuf: 39-40)

“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?” (eş-Şura: 21)


Bundan anlaşılıyor ki, İslam dininde bütün hayatı düzenleyici şeriat koyma hakkı, sadece ve sadece Allah’a aittir ve bu konuda hiçbir ortak kabul etmez.

Fakat günümüzde İslam’a bağlı olduklarını iddia eden devletlerin anayasasında teşri koyan, insanları yoktan yaratan yüce Allah-u Teâlâ değildir. Bilakis, bu ülkelerde anayasa illerine uygun olmak şartıyla teşri koyan ya kraldır, ya emirdir, ya cumhurbaşkanıdır, ya da parlementodur. Şimdi bütün bunları, onların kendi yesaklarından delillerle size göstereceğim.

Mısır 1923 anayasası, madde: 24’de şöyle deniyor:

“Teşri (kanun koyma) hakkı krala aittir. Milletvekilleri ve senatoyla birlikte kanun yapar.”

1971’de bu madde 86. ve 112. madde olmak üzere iki maddeye bölündü.

86. madde: Teşri hakkı milletvekillerine verilmiştir.

112. madde: Kanunları çıkartma hakkı cumhurbaşkanına verilmiştir.

Ürdün anayasası, madde: 25’de şöyle deniyor:

“Teşri hakkı parlemento ve krala aittir. Parlemento; senato ve milletvekillerinden oluşur.”

Madde: 31’de şöyle deniyor:

“Kral kanunlar çıkartır ve kanunları onaylar.”

Madde 91’de şöyle deniyor:

“Başbakan, çıkarmak istediği yeni kanunları önerge olarak millet meclisine sunar. Millet meclisi isterse, bu kanun önergesi kabul edilir. İsterse bu kanun önergesinde bir takım düzenlemeler yaparak kabul eder veya hiç kabul etmez. Her durumda bu kanun önergesi senatoya sunulur ve ancak millet meclisi, senato meclisi ve kralın onayıyla kanun olarak çıkar.”

Kuveyt anayasası, madde 51’de şöyle deniyor:

“Teşri hakkı anayasaya bağlı kalmak şartıyla devlet emirine ve millet meclisine aittir.”

Madde 65’de şöyle deniyor:

“Emirin kanun çıkartma ve kanunları onaylama hakkı vardır.”

Madde 79’da şöyle deniyor:

“Ancak millet meclisinin kabul ettiği ve emirin onayladığı kanun, kanun olarak uygulanır.”

Madde 109’da şöyle deniyor:

“Milletvekilinin kanun önergesi sunma hakkı vardır.”

Madde 174’de şöyle deniyor:

“Anayasada mevcut bazı kanunları çıkartma, iptal etme, düzeltme veya yeni kanunlar ekleme hakkı, ancak millet meclisinin üçte iki çoğunluğuna veya emire aittir.”

Libya geçici anayasası, madde 20’de şöyle deniyor:

“Kanunları, bakanlar kurulu meclisi çıkartır ve önerilen kanunları inceler.”

Madde 18’de şöyle deniyor:

“Ancak devrim konseyi yeni kanunlar koyar ve kanun önerilerini kabul eder.”

Fas’ın 1972 anayasasası, madde 26’da şöyle deniyor:

“Kral’ın, kanun çıkartma ve teşri koyma hakkı vardır.”

Suriye anayasası, madde 115’de şöyle deniyor:

“Kanun koyma ve millet meclisinin kabul ettiği kanunlara itiraz hakkı, Cumhurabaşkanı’na aittir.”

Tunus anayasası: “Devletle ilgili konularda kanun koymak, millet meclisinde çıkan kanunlara itiraz etmek ve onları onaylamak, devlet reisine aittir.”

Lübnan anayasası, madde 65’de şöyle deniyor:

“Devletle ilgili konularda kanun koymak, millet meclisinde çıkan kanunlara itiraz etmek ve onları onaylamak devlet reisine aittir.”

Zikrettiğimiz bu kanunlar, sadece birer örnektir. Arap devletlerinin hepsi istisnasız bu yolda yürümektedir.

Bu kanunlardan apaçık görülüyor ki, İslam’a nispet edilen devletlerin anayasasındaki kanunları koyan sadece Al-lah-u Teâlâ değildir. Onların anayasalarındaki teşri sahibi, kanun koyma yetkisine sahip olan hakim (kral, emir, cumhurbaşkanı) ve parlementodur.

Şankıtiy şöyle dedi:

“Allah-u Teâlâ, hüküm verme ve hüküm koyma hakkının kime ait olduğunu, bu zatın sıfatlarının neler olduğunu birçok ayette bildirmiştir. Her akıl sahibinin Allah-u Teâlâ'nın bildirdiği, hüküm koyucuda bulunması gereken sıfatları düşünmesi lazımdır.

Beşeri kanunları koyanların sıfatı, Kur’an’da zikredilen teşri koyanda bulunması gereken sıfatlara uyuyor mu acaba? Eğer Kur’an’daki sıfatlar onların sıfatlarına uyuyorsa, o zaman onların kanunlarına tabi olunsun!

Fakat bu teşri koyucuların sıfatları Kur’an’da bildirilen teşri koyucunun sıfatına asla ve hiçbir zaman uymamaktadır, uymayacaktır. Üstelik onların sıfatları, ya Kuran’da zikredilen teşri koyucunun sıfatına nazaran çok alçak ve çok düşükse... İşte o zaman, kendisinin teşri koymada hakkı bulunduğunu iddia eden o sahtekâr teşri koyuculara hadleri bildirilsin! Onlar asla rablik makamına yükseltilmesin! İbadette, hükmünde ve mülkünde ortak koşulmasından Allah-u Teâlâ'yı tenzih ediyoruz.

İşte! Allah-u Teâlâ'nın Kur’an’da bildirdiği, teşri ve hüküm koyucunun sıfatlarına dair ayetlerden bazı örnekler:

“Üzerinde ihtilaf ettiğiniz şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte benim Rabbim bu! O’na güvenip, dayandım. O’na döneceğim. Göklerin ve yerin hiç yoktan var edicisi, kendi cinsinizden size eşler, hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. Sizi bu şekilde çoğaltmaktadır. O’nun benzeri, hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur, dilediğine rızkını yayar ve daraltır, her şeyi hakkıyla bilendir.” (eş-Şura: 10-12)

Bu fecere, küfür içerikli şeytani kanunları koyanlardan acaba hangileri, “bütün işler kendisine dönen” olarak vasıflandırılabilir? Hangileri “ona tevekkül edilir” sıfatına sahiptir? Hangileri “gökleri ve yeri örneksiz yaratan”, “insanları çiftler halinde yaratan”, “hayvanları çiftler halinde yaratan” sıfatını alabilir? Hangileri “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur, O işitendir, görendir” sıfatına sahiptir? Hangilerinde “göklerin ve yerin anahtarları” vardır? Hangileri “dilediğine rızık yayma ve daraltma” gücüne sahiptir? Hangileri “herşeyi hakkıyla bilendir” sıfatı ile sıfatlandırılabilir?

Ey müslümanlar! Kanun koyucu olanın, helal ve haramlar belirleyici kimsenin sıfatlarını çok iyi bilmeniz ve anlamanız gerekir. Hiçbir zaman ve asla alçak, cahil, kâfir bir kişiden kanun kabul etmeyin! Böylelerine kesinlikle kanun koyma hakkı vermeyin!” (Edvaul Beyan, Şura Suresinin Tefsiri)

Şankıtiy:

“Allah’la beraber başka bir ilaha ibadet etme! Zira O’ndan başka ilah yoktur. O’ndan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur. Yine O’na döndürüleceksiniz.” (el-Kasas: 88) ayetinin tefsirinde şöyle dedi:

“Allah-u Teâlâ dışında kanun koyan, kâfir ve facir kimselerden hangisi, “tek olan Allah-u Teâlâ” olarak vasfedilebilir? Hangisi “onun dışında her şey helak olacak” sıfatına sahiptir? Hangisi “bütün kullar ona dönecektir” sıfatına haizdir? Allah-u Teâlâ, sıfatlarının halkın en alçağına verilmesinden münezzeh ve yücedir.

Kanun koyma hakkının sadece Allah-u Teâlâ'nın hakkı olduğunu gösteren ayetlerden birisi de şudur:

“Bu, dünyada iken yalnız Allah’a dua edildiği zaman inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda da bunu tasdik etmeniz dolayısıyladır. Artık hüküm, O yüce ve büyük olan Allah’a aittir.” (Gafir (Mü’min): 12)

Allah-u Teâlâ dışında kanun koyan, kâfir ve facir kimselerden hangisi, en yüce semavi kitapta Allah-u Teâlâ'nın “aliy’ul kadir” (yüce ve her şeye kadir) sıfatıyla vasfedildiği gibi vasfedilebilir? Ey Rabbimiz! Sana layık olmayan, senin yüceliğine layık olmayan her türlü noksan sıfattan seni tenzih ederiz!

Teşrinin yalnızca Allah-u Teâlâ'nın hakkı olduğuna delalet eden bir diğer ayet de şudur:

“O, kendisinden başka ibadete layık ilah bulunmayan Allah’tır. Dünyada ve ahirette hamd, O’na mahsustur. Hüküm O’nundur, yine O’na döndürüleceksiniz. (Ey Muhammed) De ki: “Allah, kıyamet gününe kadar geceyi üzerinizde devamlı kılsa, Allah’tan başka hangi ilah size bir ışık getirir, haydi söyleyin, hiç işitmiyor musunuz?” Ve (yine) de ki: “Allah, kıyamet gününe kadar gündüzü üzerinizde devamlı kılsa, Allah’tan başka hangi ilah size bir gece getirir de o gecede dinlenirsiniz, haydi söyleyin, hiç görmüyor musunuz?” O, geceyi ve gündüzü, içinde dinlenmeniz ve lütfundan rızık aramanız için size kendi rahmetinden yaratmıştır, belki böylece şükredersiniz.” (el-Kasas: 70-73)

Allah-u Teâlâ dışında kanun koyanların hangisi, “dünyada ve ahirette hamd onundur” sıfatıyla vasfedilebilir? Hangisi “büyük kudret ve azametini ve halkına verdiği nimetini açıklamak için gündüzü, geceye, geceyi gündüze çeviren” sıfatına haizdir?

Göklerin ve yerin yatacısı olan yüce Allah-u Teâlâ'yı hükmünde, ibadetinde, mülkünde şeriki olmasından tenzih ederim.” (Edvau’l Beyan Tefsiri)

Eğer kral, cumhurbaşkanı, başbakan ve onunla beraber millet meclisi... İşte onlar zikrettiğimiz sıfatlardan herhangi birisiyle vasıflanmayı hak ediyorlarsa ki, hiçbir zaman bunu hakedemezler, o zaman kanun koyma hakkına sahip olurlar ve: “Ben sizin yüce rabbinizim” diyebilirler. Aksi halde, kanun koyma hakkı iddiasında bulunmasınlar ve bu hakkı, zikrettiğimiz bütün sıfatlara sahip olan Allah-u Teâlâ'ya bıraksınlar! Allah-u Teâlâ, onların yapmış oldukları şirkten münezzeh ve yücedir.

Oysa, Rasullah sallAllahu aleyhi ve sellem bile mutlak kanun koyma hakkına sahip değildi. O ancak, vahiy ile kanun koyardı. Hatta vahiy olmaksızın, kanun koymaktan derece olarak daha düşük olan, çarşıda bir malın fiyatını bile belirleme hakkı yoktu.

Enes radiyAllahu anh'dan, şöyle dediği rivayet edilmiştir

“Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem zamanında malların fiyatı yükselmişti. Bunun üzerine sahabeler Rasulullah’a gelerek:

“Ey Allah-u Teâlâ'nın rasulü! Malların fiyatı yükseldi. Bizim için fiyatları tayin et!” dediler. Bunun üzerine Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

“Fiyatları sınırlandırabilecek olan ancak Allah’tır. Rızkı o çoğaltır, o azaltır. Ben; hiç kimseye kan ve malda zulmetmemiş olduğum ve hiç kimsenin de benden bir şey talep etmediği bir halde Allah’a kavuşmayı dilerim.” (14)

İşte bu hadis gösteriyor ki, Allah-u Teâlâ'nın izni olmaksınız, pek önemi olmayan çarşıda bir malın fiyatını sınırlandırma konusunda bile Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in hüküm verme hakkı yoktur. Şimdi, önce Rasululah sallAllahu aleyhi ve sellem'in bu konuda Allah-u Teâlâ'dan nasıl korktuğunu düşün! Sonra da onun ayakkabası kadar bile değeri olmayan insanlara, kanun koyma hakkını verenlerin durumuna bir bak! Onlar, sadece pazardaki malların fiyatını sınırlandırma hakkına sahip olduklarını iddia etmekle kalmamış, aynı zamanda koydukları fiyatlara muhalefet edenlere ceza uygulamışlardır. Bununla da yetinmeyip, daha önce açıkladığımız gibi, kanun koyma konusunda Allah-u Teâlâ'dan başka kendilerine de yetki vermişlerdir. Yazıklar olsun onlara! Yok olsun onlar!

Allah-u Teâlâ kanun koyma hakkının yalnız kendisine ait olduğunu, bu konuda hiçbir ortak kabul etmediğini, bu konuda ortaklık iddia edenlerin batıl olduklarını, bu yaptıklarının kötü ve şirk olduğunu, cezasının cehennem olduğunu kesin bir şekilde bildirmişken ister arap olsun ister ol-masın, İslam devleti olduklarını iddia eden devletlerin yesağı, kanun koyma yetkisini kullara vererek: “Kral, cumhurbaşkanı veya başbakan, millet meclisiyle beraber kanun koyma hakkına sahiptir” demektedir.

Ne olursa olsun, kim olursa olsun, hüküm verme (kanun koyma) konusunda hiç kimsenin Allah-u Teâlâ'ya ortak olma hakkı yoktur. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah hüküm koymada kendisine ortak kabul etmez." (el-Kehf: 26)

Yine ne olursa olsun kim olursa olsun, Allah-u Teâlâ'nın kanununa karşı hiç kimsenin herhangi bir itiraz hakkı yoktur. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah hükmeder, O’nun hükmünü iptal edecek hiçbir kimse yoktur.” (er-Ra’d: 41)


Aynı şekilde, Allah-u Teâlâ'nın hükmüne boyun eğme konusunda hiç kimsenin seçim hakkı yoktur. Her bir fert kaza, kader ve yaratılma konusunda nasıl muhayyer olmayıp isteyerek veya istemeyerek Allah-u Teâlâ'nın emrine boyun eğiyorsa, aynı şekilde kanun koyma konusunda da muhayyer olmayıp Allah-u Teâlâ'nın kanunlarına boyun eğmek zorundadır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Rabbin, dilediğini yaratır ve dilediğini seçer (O’nun dilediği olur, dilemediği olmaz, her şey O’nun elindedir). Onların ise (Allah’a rağmen) seçme hakları yoktur. Al-lah, onların ortak koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.” (el-Kasas: 68)

Mümin ve müslüman olduğunu iddia eden bir kişi nasıl Allah-u Teâlâ'nın kaderine ister istemez boyun eğiyorsa, Allah-u Teâlâ'nın şeriat ve hükümlerine de tam olarak, şeksiz şüphesiz bir şekilde boyun eğmesi gerekir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İyi biliniz ki yaratılanların hepsi O'nundur, (öyleyse dilediği gibi) hüküm verme de yalnız O'na aittir. Alemlerin rabbi olan Allah yücedir.” (el-A’raf: 54)

“Allah ve rasulü bir konuda hüküm verdiği zaman, inanmış erkek ve kadının artık işlerinde başka yolu seçme hakkı olmaz. Kim Allah’a ve rasulüne baş kaldırırsa apaçık bir şekilde sapmış olur.” (el-Ahzab:  36)


Mü’min olmak ve cenneti kazanmak isteyen kimselerin durumu işte budur! Fakat müslüman ve mü’min olmak istemeyen, cenneti bırakıp cehenneme gitmek isteyen kimseler böyle değildir. Onlar muhayyerdir.

Böyle kimseler bütün dünya işlerinde Allah-u Teâlâ'nın şeriatine boyun eğmedikleri, kalpleri ve uzuvlarıyla bu şeriate tam teslim olmadıkları, Allah-u Teâlâ'nın şeriati dışındaki her türlü şeriati ve onlara boyun eğenleri reddedip tekfir etmedikleri müddetçe sakın kendilerini müslüman görmesinler. Bu sadece şeytanın aldatıp kandırması ve boş umutlarla oyalamasından başka bir şey değildir. Böylelerine şöyle diyoruz:

“Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet ettiklerinize ve sizlere yazıklar olsun! Artık akletmez misiniz?”

Kim Allah-u Teâlâ dışında kanun koyanlara rıza gösterir, koydukları kanunları kabul eder, onları tekfir etmez, onlardan beri olmaz, yine bu kanunlara tabi olanlardan da beri olup onları tekfir etmezse, kanun koyma hakkını kendinde gören bu kişileri Allah-u Teâlâ'yla beraber bir rab edinmiş ve onlara kölelik yapmış olur. Böylece bu kanun koyucular da onun ilahı ve putu olmuş olur.

Bil ki “şirk”; Allah-u Teâlâ'ya ibadet etmeyi reddetmek değil, Allah-u Teâlâ'ya ibadet etmekle birlikte başka ilahlara da ibadet etmektir. Herkes nefsi için bir yol çizsin! Herkes için iki yol vardır: Ya mü’min ve muvahhidlerin yolu ya da facir ve kâfirlerin yolu... Ya Allah-u Teâlâ'nın vahyettiği halis dini ya da beşerin uydurduğu asrımızın yesağı anayasa (demokrasi vs.) dini...

“Artık kim tağutu (kendisine ibadet edilmesine rıza gösterenleri) reddedip (gerçek manada) Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur.” (el-Bakara: 256)




(14) (Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace ve başkaları sahih senedle)
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |