Konu: Nisa: 4/97 ayeti ile İlgili
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Ağustos 2019, 02:18:21


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Konu: Nisa: 4/97 ayeti ile İlgili  (Okunma Sayısı 5240 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İmam Tahavi
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 124


« : 05 Nisan 2014, 14:51:18 »

"Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü" adlı kitapta şöyle geçiyor:
İKİNCİSİ: Müslamanlara Karşı Kafirlere Yardım Eden Kişinin Kafir Olduğuna Dair Kur’an’dan Deliller:
Ondördüncü Delil:
Alimler, haklarında Nisa: 97 ayeti inen, müslümanlara karşı kafirlerin safında savaşa çıkan, böylece kafirlerin topluluğunu arttıran ve bu savaşta ölen müslümanların günahkar olarak mı yoksa mürted olarak mı öldükleri konusunda ihtilaf ettiler.
Bütün alimler yaptıkları amelin küfür olduğunda ve savaşta zahiren kafirler gibi muamele edilmeleri gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Fakat bazı alimler, onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişlerdir.

Kitapta geçen şu konu ile ilgili soru:
İddia: 1. Fakat bazı alimler, onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişlerdir.
Soru: 1. Hangi alimler bahsedilen kişilerin ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişler?
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 463



« Yanıtla #1 : 15 Nisan 2014, 10:57:58 »

Soru:   Nisa 4/97 ile alakalı ayette bahsedilen kişilerin kafir olarak öldüğünü söyleyen alimler varmı? Eğer kafir olarak öldüklerini diyen alimler varsa hangi sebebden dolayı küfre düştüklerini söylemişler?

Cevap: Evet, Nisa: 97 ayetinde bahsedilen kimselerin kafir olarak öldüklerini söyleyen bazı alimler vardır. Ve bu alimler bunun için değişik sebebler sundular. Bunlardan bazıları; savaşa katıldıktan sonra mürted oldular. Bazılarına göre; Müslümanların sayılarını az gördükleri için içlerine şek girdi ve mürted oldular. Bazı alimler ise: Bunlar, zaten savaşa katılmadan önce mürted oldular. Bu konuda değişik görüşler vardır. Hepsini buraya nakletmemiz cevabımızı uzatacağından sadece alimlerin görüşlerini özetleme sadedinden Ebu Hayyan'ın sözlerini nakletmeyi yeterli görüyoruz;

“تفسير البحر المحيط/ ابو حيان (ت 754 هـ)وهل هؤلاء الذين توفتهم الملائكة مسلمون خرجوا مع المشركين في قتال فقتلوا؟ أو منافقون، أو مشركون؟ ثلاثة أقوال. الثالث قاله الحسن. قال ابن عطية: قول الملائكة لهم بعد توفي أرواحهم يدل على أنهم مسلمون، ولو كانوا كفاراً لم يقل لهم شيء من ذلك، وإنما لم يذكروا في الصحابة لشدة ما واقعوه، ولعدم تعين أحد منهم بالإيمان، واحتمال ردته. انتهى ملخصاً. وقال السدّي: يوم نزلت هذه الآية كان من أسلم ولم يهاجر كافراً حتى يهاجر، إلا من لا يستطيع حيلة ولا يهتدي سبيلاً انتهى. قال ابن عطية: والذي تقتضيه الأصول أنّ من ارتد من أولئك كافر ومأواه جهنم على جهة الخلود، ومن كان مؤمناً فمات بمكة ولم يهاجر، أو أخرج كرهاً فقتل، عاص مأواه جهنم دون خلود. ولا حجة للمعتزلة في هذه الآية على التكفير بالمعاصي. وفي الآية دليل على أنَّ من لا يتمكن من إقامة دينه في بلد كما يحب، وجبت عليه الهجرة.”

Ebu Hayyan (Vefatı: H.754) şöyle diyor;

“Meleklerin ruhlarını aldığı kişiler müşriklerle beraber savaşa çıkıp, ölmeden önce Müslüman mıydılar? Müşriklerle beraber çıktılar ve savaşta öldüler. Yoksa münafık mıydılar? Yoksa müşrik miydiler?
Bu konu hakkında üç görüş vardır;
1-Müslüman
2-Münafık
3-Mürted

Üçüncü görüşü Hasan El-Basri söylemiştir. Yani müşriklerle beraber Bedir’e gidenler mürted idiler.
İbni Atiyye’nin;“ "Melekler onların ruhlarını kabzettikten sonra..." şeklinde onlara yapılan hitap, bu kişiler Müslüman olduğunu gösterir. Yani kâfir olarak değil, Müslüman olarak öldüler. Kâfir olarak ölseydiler melekler böyle bir söz söylemezlerdi.

Sahabeler arasında isimlerinin zikredilmemesinin sebebi işledikleri suçun şiddetli bir suç olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca “bu kişi bi’aynihi mü’min’dir” diye tayin etme imkânı olmadığı içindir. Mürted olma ihtimali söz konusudur. Bundan dolayı sahabeler arasında isimleri zikredilmemiştir.”

İbni Atiyye’ye göre; Müslüman olarak ölmüşlerdir. İsimlerinin söylenmemesinin sebebi; durumları belli olmadığı içindir. Zira çok feci bir şekilde öldürülmüşlerdi ve tayin edilmeleri imkânsızdı.
Münafık ve müşrik de olabilirler. Zira kâfirlerle beraberlerdi. Tayin edilmeleri mümkün değildi. Bu yüzden zahiren Müslüman hükmü verilmedi." (Tefsir'ul Bahr’il Muhiyt)

Soru: Bir müslüman kafir olan bir orduya katılarak başka kafir olan ordulara karşı savaşırsa bunun hükmü nedir? Haram mı? Caiz mi?

Cevap: Bu durumda orduya katılma ve savaşma sebeblerine göre hüküm verilir. Acaba tağuti sistemi yüceltmek için mi savaşıyor, ona tabi olarak mı savaşıyor bunları bilmek lazımdır. Müslüman hiçbir şekilde kafirlerin komutası altında savaşamaz. Fakat kafirler başka kafirlere savaş açmışlarsa ve bu savaş açılan kafirler müslümanlara eziyet eden, onlara zülmeden kafirler ise, yok olmalarının müslümanlara faydası olursa o zaman kafir ordusunun komutasında olmaksızın kafirlerin yanında savaşa katılabilir. Gaye azılı olan kafirleri bertaraf etmektir. Bu niyetle katılırsa caizdir. Fakat kafir komutanların komutası altında savaşması ve sırf küfür devletini müdafa ve güçlendirmek için savaşması caiz değildir.

Soru: Müslümanlar kafirlerle savaşırken diğer başka kafirlerden yardım ala bilirlermi? (Mesela: Para, Silah ve.s gibi)

Cevap: Kafirlerle savaşırken müşriklerden yardım istemeye alimlerin cumhuru cevaz vermiştir. Ve yine kafirlere karşı savaşırken başka kafirlerden silah, para vs. yardım almak caizdir. Zira Rasulullah (s.a.s) silahları yahudilerden satın almıştır. İster karşılıksız bir yardım olarak isterse belli bir miktar para karşılığında müşriklerden silah vs. yardım almak caizdir.

Soru: Müslümanlara karşı kafirlere yardım etmenin küfür olmasında icma varmı?

Cevap: Evet, müslümanlara karşı kafirlere yardım etmenin küfür olduğunda icma vardır. Bu konuda detaylı bilgi, alimlerin görüşleri için "Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü" isimli esere sitemizde "Kütüphane" bölümünden müracat edebilirsiniz.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
İmam Tahavi
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 124


« Yanıtla #2 : 12 Mayıs 2014, 11:18:23 »

"Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü" adlı kitapta şöyle geçiyor:
"Fakat bazı alimler, onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişlerdir."
Soru: Hangi alimler (Nisa 97) onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişler?
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 463



« Yanıtla #3 : 28 Mayıs 2014, 18:00:45 »

Soru: "Müslümanlara Karşı Kafirlere Yardım Etmenin Hükmü" adlı kitapta şöyle geçiyor:"Fakat bazı alimler, onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişlerdir."Soru: Hangi alimler (Nisa 97) onları ikrah altında görerek ahirette mazeretli olabileceklerini söylemişler?
 
Cevap: İmam Kurtubi tefsirinde şöyle diyor;
 
“Meleklerin: "Ne işte idiniz" şeklindeki soruları ise bir azar ve sitem yoluy­la sorulacak bir sorudur. Yani sizler, Peygamberin ashabı arasında mıydınız, yoksa müşrik mi idiniz? Onların: "Biz yeryüzünde mustaz'af kimselerdik" şeklindeki sözleri ise, biz Mekke'de idik, anlamındadır. Fakat bu, doğru ol­mayan bir özürdür. Zira bunlar, hicret etmeye bir çare bulabiliyor, yol bula­biliyorlardı. Daha sonra melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi..." söz­leriyle dinlerinin gereği olarak yapmaları gereken işi onlara bildirmektedir. Böyle bir soru ve cevap onların hicreti terk etmek suretiyle nefislerine zul­meden müslümanlar olarak öldüklerini ifade etmektedir. Aksi takdirde kâ­fir olarak ölmüş olsalardı, bu kabilden onlara bir söz söylenmezdi." (El-Cami'ul Ahkam'ul Kur'an Kurtubi)
 


“Böyle bir soru ve cevap onların hicreti terk etmek suretiyle nefislerine zul­meden müslümanlar olarak öldüklerini ifade etmektedir. Aksi takdirde kâ­fir olarak ölmüş olsalardı, bu kabilden onlara bir söz söylenmezdi."

Kurtubi bu sözüyle ölen kimselerin nefislerine zulmeden Müslümanlar olduklarını söylüyor. Yani bunlar nefislerine zulmettiler, hicret etmediler. Fakat kafir olarak ölmediler. Çünkü ikrah altındaydılar, kafirler onları zorladı.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
BiSorumVar
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 39


« Yanıtla #4 : 14 Haziran 2019, 17:05:28 »

es selamu aleykum

İkrahın şartlarından bir tanesi hakkında sorum olacak."Küfre zorlanmaya ihtimal verdiği bir ortama giden bir Müslüman, o ortama giderse ikrah ruhsatı ondan kalkar. Eğer o ortamda küfre zorlanırsa küfre girer." Bu ikrah için olmazsa olmaz mıdır? Yoksa mesele hakkında ihtilaf mı vardır?
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |