HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Eylül 2017, 13:56:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Mevlana'' denilir mi?  (Okunma Sayısı 5225 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ebu Zerr el-Muvahhid
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 139



« : 18 Aralık 2013, 00:59:22 »


Müşriklerin Allah dostu  (evliya) diye isimlendirdikleri ölmüş  olan müşrik kişiye  Mevlana  (bizim mevlamız) demekteler. Müslümanlar ona,  isim olarak Mevlana diyebilirler mi?


Müşriklerin Allah dostu (evliya) diye isimlendirdikleri ölmüş olan müşrik kişiye ‘‘mevlahu‘’ denilir mi?

Şayet mevlahu denilirse, aşağıdaki ayete muhalefet edilmiş olunur mu?

''İşte böyle. Çünkü Allah, imanetmiş olanların Mevla'sıdır. Kafirlere gelince; muhakkak ki onların mevlası yoktur.'' (Muhammed, 11)


Salih bir kişiye ölü veya  diri olsun  Mevlana denilir mi?
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 495



« Yanıtla #1 : 04 Ocak 2014, 16:10:18 »

Soru: Müşriklerin Allah dostu (evliya) diye isimlendirdikleri ölmüş olan müşrik kişiye Mevlana (bizim mevlamız) demekteler. Müslümanlar ona, isim olarak Mevlana diyebilirler mi? Müşriklerin Allah dostu (evliya) diye isimlendirdikleri ölmüş olan müşrik kişiye ‘‘mevlahu‘’ denilir mi?

Cevap: Bir müslümanın bahsi geçen kimseden bahsederken “Mevlana” demesi doğru değildir. Çünkü bu söz “Bizim Dostumuz”, “Bizim Velimiz” manasına gelir. Dolayısıyla kafir bir kimse müslümanın dostu ya da velisi olamaz. Bu nedenledir ki bu şekilde bir sözün kullanılmaması gerekir. “Mevlana” yerine, kafirleri kastederek “Mevlahum” demek daha doğru olur. Çünkü kafirler kafirlerin mevlasıdır.

Soru: Şayet mevlahu denilirse, aşağıdaki ayete muhalefet edilmiş olunur mu?

''İşte böyle. Çünkü Allah, iman etmiş olanların Mevla'sıdır. Kâfirlere gelince; muhakkak ki onların mevlası yoktur.'' (Muhammed, 11)

Cevap: Ayette geçen “onların mevlası yoktur” ifadesi: Allah’a karşı onlara yardım edecek velileri (mevlaları) yoktur manasındadır. Fakat kâfirler her ne kadar Allah’ın azabını kâfirler üzerinde kaldıramıyorsa da onlar onların velileri ve dostlarıdır. Bu yüzden kâfirlerin velisi, yardımcısı ve dostu manasında “Mevlahum” olarak kullanılırsa ayete muhalefet edilmiş olunmaz.

Soru: Salih bir kişiye ölü veya diri olsun Mevlana denilir mi?

Cevap: Mevla: Bu kelime veli kelimesinden türemiştir ve Rab, Malik, efendi, nimet verici, azab edici, azadlı köle, yardımcı, sevilen, tabi olan, antlaşmalı (müttefik), himayesine alan, amca çocuğu, hısımlık, akrabalık, köle, kendisine nimet verilen manalarına gelir.

Ölü veya diri olan salih kimseler için; “bunlar bizim mevlamızdır, dostumuzdur, sevdiğimizdir” manasını kastederek “Mevlana” demekte bir mahsur yoktur.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
El_Muvahhid
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31


« Yanıtla #2 : 04 Ocak 2014, 18:23:11 »

peki Müslüman Müşriklerin tapmış oldukları kişilere hakeret etmek kasıtıyla ona hitap etmek gayesiyle Mevlana dese hükmü nedir.Mesela  Müslüman şöyle diyor ''Mevlana denen kafir varya'' gibi söz söylüyor ancak sizin dediğiniz gibi manaya geliceğini bilmiyordu bu durumda bu müslümanın hükmü ne olur ?
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 495



« Yanıtla #3 : 12 Eylül 2015, 17:32:15 »

Soru: peki Müslüman Müşriklerin tapmış oldukları kişilere hakeret etmek kasıtıyla ona hitap etmek gayesiyle Mevlana dese hükmü nedir.Mesela  Müslüman şöyle diyor ''Mevlana denen kafir varya'' gibi söz söylüyor ancak sizin dediğiniz gibi manaya geliceğini bilmiyordu bu durumda bu müslümanın hükmü ne olur ?

Cevap: Burada sakıncanın söz konusu olduğu durum, bahsi geçen kimseyi “Mevlana” olarak isimlendirmek veya onu bu mevkide görmektir. Bu kimseyi böyle bir isimle isimlendirmeksizin, yukarıda açıkladığımız mevkide görmeksizin ''Mevlana denen kafir varya'' şeklinde veya buna benzer sözler kullanırsa bunda bir mahsur yoktur. Zira bu sözde kişi, bu kimseye böyle hitap edildiğini dile getirmiş olup, kendisi de bu şekilde onu isimlendirmemektedir. Fakat daha doğru olan; Mevlahum (onların mevlası) şeklinde bu kimseye hitap etmesidir ki; bu hitap ve vasıflandırma açısından daha evladır.
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
OguzhanG
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #4 : 03 Aralık 2016, 01:46:12 »

Selam hidayete tabi olanlara olsun..
Anladığım kadarıyla celaleddin ruminin müşrik olduğunu söylüyorsunuz. Sitede göremedim var ise linkini eğer yoksa tekfirin sebebini öğrenebilirmiyim. Celalettin rumi Hakkında bilgim yok ama insanlar tarafından sürekli met edilen övülen örnek verilen biri. Tabi övüle övüle bitmeyen birçok şirk ehli tanıdık. Merakım sebebi ve anlatmak için bilmek gerek.
Allah ilminizi arttırsın. Ayaklarınızı hak yolda sabit kılsın.
Kayıtlı
Teymullah el-Muvahhid
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 495



« Yanıtla #5 : 03 Haziran 2017, 12:38:51 »

Soru: Anladığım kadarıyla celaleddin ruminin müşrik olduğunu söylüyorsunuz. Sitede göremedim var ise linkini eğer yoksa tekfirin sebebini öğrenebilirmiyim. Celalettin rumi Hakkında bilgim yok ama insanlar tarafından sürekli met edilen övülen örnek verilen biri. Tabi övüle övüle bitmeyen birçok şirk ehli tanıdık. Merakım sebebi ve anlatmak için bilmek gerek.

Cevap: Celaleddin er-Rumi; hicri 604 senesinde Horasan'ın Belh şehrinde doğmuş, hicri 672 yılında Konya'da ölmüştür.

Bu kişi, vahdeti vücud inancına sahip birisidir. Ayrıca kendi eliyle yazdığı Mesnevi isimli kitabının Allah (c.c) tarafından yazdırıldığını söyleyerek, kendisine vahiy geldiğini iddia etmiştir.

İmam Sadeddin Taftazani (rh.a) şöyle demiştir:

"Celaleddin Rumî, Şeyhi Şems-i Tebrizî'yi kendisinin ilahı olarak görmüştür. Bu bakımdan Farsça bir beytinde onu şöyle tanımlıyor:

"Ey benim güneşim ve benim ilahım! Ey benim varlığım ve bekam kendisinden olan zat, şimdi Hakka eriştim. Ey benim hakkımı bana veren Hakk!"


Dikkat edilirse, Celaleddin Rumî, beytinde Şems için ilah ve Hakk terimlerini kullanmaktadır, bunu mutlak anlamda zikretmiş bulunmaktadır.

Kısaca adam diyor ki:

"Ey Tebrîzî! Sen, beni Hakk'a ulaştıran ilahımsın ve sen, bana hakkımı veren Hakk'sın. Çünkü sen bana vahdet-i vücut mezhebini, görüşünü öğrettin ve yine sen bana öğrettin ki hem gerçekten sen ve hem de tüm mümkün olan varlıklar ilahsınız. Eğer sen olmamış olsaydın, seni tanımamış olsaydım, ben de tıpkı müctehid imamlar, âlimler, cumhur ve uzağı gören zatlar gibi peygamberlerin tabilerinin inancına benzer bir itikada sahip olacaktım. Çünkü peygamberlere tabi olanlar, gerçekte yüce Allah'ın zatını, kainattan ayrı olarak ve tüm yaratılanların yaratanı, tüm sonradan var olanların mucidi olarak görüyorlar. Aklın da kesin olarak tesbit edip kabul ettiği, görüşlerin de ortaya koyduğu ve semavî kitapların da ifade ettiği gibi bir inanca sahip olacaktım. Çünkü tüm rasuller ve nebiler bu konuda icma ve ittifak içindeler. Evet ben de böyle inanacak, ben gerçeği  göremeyen kısır görüşlülerden olacaktım. Yoksa ben, gerçeğe ulaşan tahkik erbabından biri olmayacaktım."

Kuşkusuz böyle biri, bırakın sıradan müslümanları bir tarafa, bunlar kendilerini dinin önderlerinden, liderlerinden, Hakk'ın başı durumundaki kimselerden ve yakîn erbabından da üstün görmekteler. Doğrusu bu anlamdaki bir sapıklığı kendilerine din olarak seçenler, bu manada batıl olan bir mezhebi benimseyenler, hem de lanetli bir düşünceye bağlı bulunanlar, kendi adlarına şunu tescil etmiş bulunuyorlar. Bunlar aslında gökler ve yer ehlinin ibadetleri anlamında ibadette de bulunsalar ve yine bunlar harikulade yani olağanüstü haller de sergileseler, yine de kafirlerden de öte kafir ve hüsrana uğrayanlardan da öteye bir hüsran içindeler." (Sadeddin Taftazani: Risale fi Vahdeti'l Vücud)
Kayıtlı


وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Davamızın sonu;
Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun
OguzhanG
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #6 : 04 Haziran 2017, 02:31:46 »

Soruyu sorduktan sonra bende bir takım araştırmalar yaptım ve Allah'ın yardımı ile bu insanın ne tür bir düşünceye (dine) sahip olduğunu öğrendim. Birde akrabalarımın bir çoğunda bu şahsın mesnevi adlı kitapları portre ve çıkartmaları var. Gittiğim yerlerde ev sahiplerine  bunlar saçmalıktır neden asıyorsunuz vs. Diyorum. Her geçen gün yeni yeni bilgiler ediniyoruz. Allah'a hamd olsun. Sizin gibi değerli insanların varlığı gerçekten bizim için çok önemli. Allah sizi korusun. Allah sizlere merhamet etsin ayaklarınızı sıratı müstakim de sabit kılsın ve sizleri davanızda muvaffak kılsın. Amin.
Kayıtlı
müslim1205
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 21


« Yanıtla #7 : 04 Haziran 2017, 12:52:49 »

Amin
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |