Seyyid Kutub'un İhvan'ı Tekfir Etmemesi...
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ocak 2019, 00:35:30


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Seyyid Kutub'un İhvan'ı Tekfir Etmemesi...  (Okunma Sayısı 18296 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TheMuslim
Ziyaretçi
« : 05 Eylül 2013, 23:16:06 »

Selam Müslümanlaradır.

Seyyid Kutub'un Yahudi ile Savaşımız adlı Makelelerinin toplandığı kitabında, İhvan-ı Muslimiin denilen Kafir Kardeşleri çokça övdüğünü, övüp övüp sığdıracak yer bulamadığını gördük.
Cihad hareketi başlatan İSLAM ÜMMETİ(!?) olduğunu, bir türlü sonlanamayan CİHAD FEDAİLERİ olduğunu da...

Mesela sayfa: 67.. Der ki Kutub:
- Fakat, İngilizler, bu milletin manevî gücünü ve imanını hesaba katmamışlardı. Bu yüzden de yaptıkları hesaplarda yanıldıklarını ve zararlı çıktıklarını anladılar. Çünkü, İngilizlerin uyguladıkları plân ve programdan sonra Mısır'da, yeniden cihâd ve iman ruhu ile dopdolu bir nesil boy gösterdi. Bu yeni nesil "Müslüman Kardeşler" topluluğu idi.

- İngilizin altmış yıldan beri Mısır'da, plânladığı oyun bozulmuş ve bütün çabaları boşuna çıkmış oldu. Artık, bir daha dirilmemek üzere öldürdüklerini sandıkları cihâd ruhunu, "Müslüman Kardeşler topluluğu, yeniden dirilttiler. Söndürdüklerini sandıkları iman meşalesini de gene "Müslüman Kardeşler" topluluğu, yeniden alevlendirdiler.

2 sayfa geride de Müşrik Mısır ordusunda İNANÇLI KOMUTANLARIN mazlumluğundan bahsederken der ki:
- Vatan borcunu yerine getirmek için silâh altına alınan Mısırlı asker, beş sene gibi uzun bir müddet içinde her türlü perişan ve yokluğa maruz kalmış, arkasında karnı aç, boynu bükük ve gözleri yaşlı çocuklar bırakmıştır. Gerek Mısır halkı ve gerekse İNANÇLI komutanlar, bu müddetin kısaltılmasını istediklerinde, ilk önce İngiliz subayları ve onların mahalli yardakçıları karşı çıktılar ve onların disiplini bozacaklarını ileri sürdüler.

Kur'an tefsirinde de sıfatları tevil etmesi gibi sıkıntılar da mevcutken, şunu soruyorum:

- Buradaki 3 cümlede de küfürler mevcuttur. Bu sözleri kullanan herhangi biri kafirdir. Bu Kutub da olsa böyledir, başkası da olsa. Buna göre, Seyyid Kutub'un bu fikirlerinden döndüğünü ve İhvan'ı tekfir ettiği yazılarını paylaşmanız mümkün mü?
Kayıtlı
Admin
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 342


« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2013, 11:22:34 »

Hidayete tâbi olanlara selâm olsun...

Seyyid Kutub İhvan-ı Müslimîn'e, Hasan el-Bennâ öldükten sonra girdi. Bunu kendisi de şu şekilde ifade etmiştir:

“Amerika'da bir oteldeyken, Amerika halkı birden sevinmeye başladı. İnip; “ne oldu?” dedim. Bayram günü gibi seviniyorlardı. Hasan el-Bennâ'nın öldüğünü söylediler. Amerikalılar, Mısırlı bir adamın ölmesine bu kadar çok seviniyorlarsa, bu adamda bir şey var dedim.”

Sonra Mısır'a dönüp İhvan-ı Müslimîn'e katıldı. Seyyid Kutub, İhvan yapılanmasına katıldığında müslüman değildi. Birkaç sene sonra gerçek bir müslüman olmuştur. Ancak ona yakın olan kişilere her şeyi anlatabilmiştir, çünkü Seyyid Kutub çoğu zaman hapisteydi.

Dolayısıyla tüm fikirlerini herkese anlatmış değildir. Bu sebeple, Seyyid Kutub'un İhvan'dan olduğunu söyleyenler olduğu gibi, söylemeyenler de vardır.

Hasan el-Hudaybî, Seyyid Kutub'a karşı reddiye yazmıştır. Yani Seyyid Kutub'un son durumunu ancak ona yakın olanlar bilebildi..

Seyyid Kutub bir örgüt kurmuştur ve fikri devamlı olarak yenilenmiştir. Yani; gün geçtikçe yeni fikirlere sahip olmuştur. Hemen muwahhid olmamış, tevhîdi de ona kimse anlatmamıştır. Araştırarak, adım adım ilerlemiştir. Dolayısıyla da dünkü fikriyle, sonraki fikri aynı olmamıştır. 

Yanında olan kişiler hangi merhaleye denk gelmişlerse bunu anlatırlar. Son günlerinde tek başına bir hücrede, senelerce kaldı. Hücrenin kapısı yoktu, sadece perdesi vardı. Hücrenin yanına idâm edilmeden önce, çöp döküyorlardı. Kesin olarak son fikrini tağutların çoğu da bilmemektedir. Bu yüzdendir ki, idam edilmemesi için şefaatçi olmaya kalkıştılar...

Seyyid Kutub'un fikrini en iyi bilen kişi Cemal abdun-Nâsır'dır. Çünkü bu kişiyle çok beraber olmuş ve tartışmalar yapmıştır. Dolayısıyla Cemal abdun-Nâsır, kimseyi dinlemeyip, onu idam ettirdi. Mısır'a gelmeden, güneş çıkmadan önce idam edildi...

Çok az kişi, Seyyid Kutub'un son halini biliyordu. Evet, bilen vardı. Ama sayısı da fazla değildi. Dolayısıyla Seyyid Kutub müslüman olmadan önce, bir takım küfür sözler sarfetmesi normaldir. 

Seyyid Kutub'un fikrini iyi bir şekilde öğrenmek isteyen, Muhammed Tevfik Bereket'in Seyyid Kutub hakkında yazdığı, ve bizim de tercümesini yaptığımızı kitabını okuyabilir. O zaman Seyyid Kutub'un nasıl bir kişi olduğunu ve son akîdesini öğrenebilir. Çünkü M. Tevfik Bereket, Seyyid Kutub'un kitaplarını çok okuyan ve akîdesini bilen bir kişi idi. Suriye'de de, İhvan-ı Müslimîn liderlerindendi. Sonra ayrıldı ve Seyyid Kutub'un akîdesine uygun bir cemaat kurdu. 

Bu cemaat, M. Tevfik Bereket'in cemaatiydi. Bizimle ise akîdeleri hemen hemen aynıydı. Sadece ince noktaları fark etmemiş olabilirlerdi. Ama konuştuğumuz zaman, dediklerimizi kabul ediyorlardı. 

M. Tevfik Bereket hapisteydi. Bu kişi aynı bizim gibi düşünen bir kişidir. Çıktıktan sonra tekrar hapse atıldı, şimdi belki de hapiste öldü... Bu adamın bir cemaati vardır.

Yani bunlar, bizim gibi inanıyorlardı. Onları kâfir yapmayan yanlışları olsa da, anlatıldığı zaman kabul ediyorlardı.


Demişsiniz ki:

Alıntı
nasıl ki açıkça İhvan'a Müslüman dedi ise, açıkça Kafir dediğini delillendirin.Yok bu söz İhvan'ı kast ediyor, bunu da anlamayan Kutub'u anlamamıştır, gibi sözler sadece tartışmayı saptırır.
Sorulan 2 soru var, cevabı da 2 tanedir:
1- İhvan'a ne zaman İHVAN KAFİRDİR, dedi.
2- Kafir Mısır ordusundaki İNANÇLI KOMUTANLAR dediği kişilere ne zaman İNANÇSIZ KAFİR KOMUTANLAR dedi?Kullandığı lafızlar açıkken, aksinin ispatı da aynısı olmalıdır, delalet etmemelidir.

Seyyid Kutub'un yazdığı kitaplarda hiçbir zaman, isim zikrederek  “bu kâfirdir” diye bir şey bulamazsınız. Seyyid Kutub kâfirin sıfatlarını zaten -Müslüman Kimdir?- kitabında yazmıştır.

Seyyid Kutub; Filistinlilere vs. müslüman dememiştir. İllâ İhvan cemaatinin ismini söylemesi gerekmez. “Böyle yapan müslüman olamaz” dedikten sonra isim belirtmesi gerekmez. Zaten baktığınız zaman, Seyyid Kutub'a bağlı olan fertlerin, İhvan cemaatini tekfir ettiğini göreceksiniz.

Mevzûmuz Seyyid Kutub ise, onun gerçek hükmü ancak Allah (cc)'a aittir. Eğer siz; “Seyyid Kutub İhvân'ı tekfir etmiyor” diyorsanız, onu delil almışsınız demektir. Bu da İslam'a uygun değildir. 

Ya da; “İhvan-ı Müslimîn, kâfirdir. Açık bir küfrü vardır. Kur'an'a ve muhkem ayet, hadislere göre küfrü açıktır. Seyyid Kutub ise, bunları tekfir etmediği için müslüman değildir.” derseniz, işte bu sizi ilgilendiren bir hükümdür. 

Seyyid Kutub'un, onları tekfir ettiğine dair sözleri size ulaşmadığı için ve müslüman olmadığına hükmettiğiniz için size “haksızsınız” diyemeyiz.

Biz inanıyoruz ki; Seyyid Kutub'un yazdığı kitaplara göre, Seyyid Kutub müslümandır! İhvan-ı Müslimîn'i ve tağutları tekfir etmiş, LailâheillAllah'ın manâsını bilmeyenleri ise müslüman olarak görmemiştir. Kitaplarından böyle görüyoruz. Bundan dolayı da müslüman hükmü veriyoruz. Allah katındaki hükmü ise Allah'a aittir. 

Seyyid Kutub'u delil alarak İhvan veya tağutlar desteklenmez. Çünkü Seyyid Kutub delil değildir. Kim Seyyid Kutub'u delil alıp da İhvan'ı tekfir etmezse, o kişi bizim için kâfirdir. Çünkü İhvan'ın küfrü açıktır. Kim tekfir etmezse, kâfirdir. Bu kişi, Seyyid Kutub olsa bile... Seyyid Kutub'un, ölmeden önce İhvan'ı tekfir etmediği sabit olsaydı, Seyyid Kutub'ı tekfir konusunda asla tereddüt etmezdik.

Zaten Seyyid Kutub'un, sizin naklettiğiniz yazıdaki durumu müslüman değildir. Yazısında, İhvan'ı ve Mısır ordusunu övmüş ve hatta müslüman saymıştır. 

İşte Seyyid Kutub, bu sözleri söylerken müslmüan değildi. İnancımız ve akîdemizde ise Seyyid Kutub asla delil değildir. Delilimiz Kur'an ve Sünnettir. Bunların dışında bir delil kabul etmiyoruz.

Alimleri sözleri delil değildir. Akide ve tevhid konusunda delilimiz, muhkem ayetlerdir. Bu muhkem delillere karşı gelen kim olursa olsun müslüman saymayız. 

Alimleri muwahhid oldukları için, tevhide davet ettikleri için seviyoruz. İnsanlara  tevhide davet ettikleri için saygı duyuyoruz. Kalbimizde bunlara karşı sevgi vardır. Her müslümanın da onları sevip, saygı duyması gerekir. Şahsı için değil; inandığı, çalıştığı, davet ettiği için ve en önemlisi tevhid içindir. Bu sebeple İslam üzere kaldıkları müddetçe, dünyalık bütün sevgi ve saygı onlarındır. Şayet bu sebep ortadan kalkarsa, elbette sevgi de kalkar ve onun yerine düşmanlık, buğz gelir. 

Muwahhidler, insanlara tapmazlar. 

Allah'ın muhkem ayetleri varken, Benî İsrâil ve hristiyanlar gibi din adamlarına tapmazlar.

Allah'ın muhkem ayetleri varken, ona zıt bir hüküm verdiklerinde, buna uydukları zaman ibadet etmiş olacaklarını çok iyi bilirler. 

Bundan dolayı ise asla böyle şeyler yapmazlar.
Kayıtlı

حسبي الله
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #2 : 07 Aralık 2018, 07:34:07 »

Demişsiniz ki:
"Seyyid Kutub'un fikrini iyi bir şekilde öğrenmek isteyen, Muhammed Tevfik Bereket'in Seyyid Kutub hakkında yazdığı, ve bizim de tercümesini yaptığımızı kitabını okuyabilir. O zaman Seyyid Kutub'un nasıl bir kişi olduğunu ve son akîdesini öğrenebilir."

Nerde bu bahsettmiş olduğunuz kitap? İsmi ne?
 
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 773


« Yanıtla #3 : 07 Aralık 2018, 19:41:53 »

Demişsiniz ki:
"Seyyid Kutub'un fikrini iyi bir şekilde öğrenmek isteyen, Muhammed Tevfik Bereket'in Seyyid Kutub hakkında yazdığı, ve bizim de tercümesini yaptığımızı kitabını okuyabilir. O zaman Seyyid Kutub'un nasıl bir kişi olduğunu ve son akîdesini öğrenebilir."

Nerde bu bahsettmiş olduğunuz kitap? İsmi ne?
 

http://www.hakyayinlari.com/deneme/diger-eserler/islamin-hareket-metodu/ bu linkten bahsi geçen kitaba ulaşabilirsiniz.
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #4 : 08 Aralık 2018, 12:27:17 »

PDF olarak var mı?
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 773


« Yanıtla #5 : 08 Aralık 2018, 12:59:57 »


Yayınevine sorunuz.
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #6 : 08 Aralık 2018, 22:04:45 »

Yayınevine yazdım inşaAllah bir cevap yazırlar
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #7 : 08 Aralık 2018, 22:04:59 »

Üstad Seyyid Kutubun (rahimehullah) türkçeye tercüme edilen hangi eserlerini okumağı tavsiye ediyorsunuz?
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 773


« Yanıtla #8 : 20 Aralık 2018, 23:23:53 »

PDF olarak var mı?


Bahsi geçen kitabı (Seyyid Kutub: İslam'ın Hareket Metodu) https://www.davetulhaq.com/tr/mkportal/kategoriler/kitaplik/okuma_salonu/hareket_metodu/icindekiler.htm bu linkten online olarak okuyabilirsiniz.
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #9 : 22 Aralık 2018, 15:44:20 »

Alkame, teşekkür ederim kitap için.
Kitabın orijinal arapçasını PDF olarak nette aradım bulamadım. Sizde var mı?
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #10 : 22 Aralık 2018, 23:25:18 »

Alkame,
Kitabın yazarı bir yerde Üstad Seyyid Kutubun günümüz halklarını cahili toplum olarak gördüğünü diğer başka bir yerde ise bu toplumları müslüman olduklarını yazıyor.

Misal verecek olursak;

1. Halkları cahili toplum olarak gördüğü nakiller:
SEYYİD KUTUB'A YAPILAN BAZI ELEŞTİRİLER VE CEVAPLARI

MÜSLÜMANLARI TEKFİR MESELESİ

1 - Seyyid Kutub Kimleri Tekfir Ediyor?

Günümüzde karşımıza dikilen en büyük engel bir zamanlar Allah'ın dininin kabul gördüğü Daru'l İslam olan topraklar üzerinde müslüman soydan gelen bir takım kimselerin varlığında görülmektedir. Bir de bakmışsınız ki bu bir zamanların Daru'l İslam'ı olan topraklar üzerinde yaşayan bu kimseler, gerçekte İslam'dan uzaklaşmış ve yalnızca ona ismen bağlı kalmışlardır.

Gerçekte bunlar, İslam'ın temel esaslarını, itikadda ve pratikte kabul etmeyip tanımamakta, bununla birlikte itikaden İslam'a bağlı olduklarını sanmaktadırlar. (Fi-Zilal-il Kur'an: 7/238-239)

"Bugün yeryüzünde adı müslüman olan ve müslüman soyundan gelen bazı insanlar vardır. Vaktiyle İslam yurdu olan bir takım vatanlar vardır. Fakat bugün ne o topluluklar gerçek anlamı ile Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etmekte, ne de bugün o vatanlar bu anlamın kapsadığı gerçeklere uygun olarak Allah'ın dinine boyun eğmektedir." (Fi-Zilal-il Kur'an: 7/ 239)

2. Halkları "müslüman" olarak gördüğü nakiller:

Modern devrin tarihi olayları, bundan hiç de farklı değildir. Hindistan'la Pakistan ayrıldıkları zaman, Hind Putperestlerinin "müslümanlara" yaptıkları kötülükler ve ihanetler, eski devirlerdeki Tatarların yaptıklarından hiç de aşağı kalmaz...

Hindistan'dan hicret eden 8.000.000 "müslüman" barbarların Hindistan'da kalan kendi inançlarındaki diğer insanlara yaptıkları zulümden kurtulmak için hicreti tercih etmişlerdi. Pakistan'a bunlardan sadece 3.000.000'u ulaşabildi. Kalan 5.000.000 kişiye gelince; onların hesabı yollarda görüldü.

Hindistan devleti tarafından gayet iyi tanınan ve Hind hükümetinin ileri gelen kişileri tarafından korunan, putperest fakat muntazam bir insan sürüsü, müslümalara tecavüz üstüne tecavüz etti. Yol boyunca onları kurbanlık koçlar gibi kestiler. Cesetlerine de akıllara gelen her türlü kötülükleri işledikten sonra kuşlara ve vahşi hayvanlara yem yaptılar. Bunların yaptıkları, Tatarların Bağdat'lı müslümanlara yaptıklarından çok değilse hiç de az değildir...

Düzenli kuvvetlerin yaptığı bu çirkin, kötü ve korkunç facia İslam'ı seçen memurlarını Pakistan'a nakledildiği tren kervanında işlenmişti. Halbuki Hind dairelerinde çalışan "müslüman" kişilerden arzu edenlerin hicret edebileceği hususunda tam bir ittifak yapılmıştı. Ve bu kervanda 50.000 memur vardı...

Kervan Hindistan'la Pakistan arasındaki  geçidinde bir tünele 50.000 kişi ile girmiş, fakat diğer taraftan dağılmış, parçalanmış, her tarafa yayılmış insan cesetlerinin parçaları ile çıkmıştı...

Azgınlıkta tecrübeli putperest Hint sürüsü, treni tünelde durdurmuş ve 50.000 memurun paramparça edilmesinden, kan, kemik ve et yığını haline gelmesinden sonra yoluna devam etmesine müsaade etmişti. Yüce Allah'ın eşsiz kelamı ne kadar doğru:
(Tevbe: sekizinci ayet)

Tatarların, Komünist Rusya'daki ve Çin'deki halefleri oradaki İslam'ı seçenlere neler yaptılar neler?

Çeyrek asır içinde 26.000.000 "müslümanın" canına kıydılar...

Her sene 1.000.000 kişi olmak üzere bu öldürme fiili devam etti...

İnsanı titreten, tüylerini diken diken eden o cenhennemi işkenceler de cabası...

Çin kıtasında "müslüman" Türkistanlılar'a karşı, Tatarların kötülüklerin gölgede bırakan olaylar meydana geldi. Onların liderlerinden biri getirildi ana caddede bir çukur kazıldı. İşkence ve baskı ile halk insan pisliklerini getirmeye zorlandı. Getirilen pislikleri, kuyudaki liderlerinin üzerine boşalttırdılar...

Üç gün müddetle bu devam etti...

Ve sonunda adam, kuyuda boğuldu gitti...

...
Kayıtlı
أبو مريم
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 44


« Yanıtla #11 : 22 Aralık 2018, 23:33:29 »

Yazar; SEYYİD KUTUB'UN KISACA HAYATI
3 - Sınırları Belli İslam'i Yöneliş Aşaması konuda şöyle der:

"Şekli muhakeme melodramları peşpeşe birbirini izledi ve bunlar İslami Hareket önderlerinden üç kişinin idam kararının verilmesiyle bitti: Seyyid Kutub, Yusuf Havvaş ve Abdulfettah İsmail."

Yusuf Havvaş ve Abdulfettah İsmail kim? İhvancı mı bular?
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |