HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
22 Ağustos 2014, 11:48:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: Rukya??  (Okunma Sayısı 1298 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
canan11
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 32


« : 11 Ocak 2013, 09:11:15 »

Resulullah saw Rukya yaptirmismidir?

Rukya'da dikkat edilmesi gereken nedir?

Kastim Kuran ile Rukya tabiki
Kayıtlı
el-askalani
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 217


« Yanıtla #1 : 11 Ocak 2013, 16:42:18 »


Ibni Abbas’tan rivayet olunan uzun bir hadiste,Resulullah s.a.w.s. soyle buyuruyor: Ummetimden 70000 bin kisi sualsiz,hesab vermeden{azab olmadan} cennete girecekler,onlardan bir grubu hasta olduklari zaman RUKIYE istemiyenler{sirf Allaha teslimiyet} Ukasa bin Mihsan,Yaa ResulAllah Allaha dua et ben onlardan biri olayim dedi,Resulullah sen onlardansin dedi,Sahabeden baska biri Yaa ResulAllah benim icin de duaa et,Ukasa senden once davrandi dedi. Hadis-MuttefekunAleyh.

Ulemanin ekseriyeti Kur’an ile Rukiye_{Uflemek} Sunnete uygun olarak yapmak Caiz dir diyorlar; Iste Delil olarak birkac Hadis ve Sahabe Zamaninda birkac olay:

Tükürükle Tedavi:

Muhammed'in s.a.w.s. birçoklarını tükürükle tedavi ettiği anlatılır. Böyle tedavi ettikleri arasında, damadı Ali de bulunmakta:

Muhammed s.a.w.s.: Ali nerede?

Sahabe: Gözleri ağrıyor.

Muhammed s.a.w.s.: Bana gelsin!

Bu konuşmadan sonra A li Muhammed'e s.a.w.s. gelir. Ve Muhammed, Ali'nin gözlerine tükürür; tedavi eder. Hadiste, aynen şu anlamdaki sözler yer alır:

"Peygamber Ali'nin gözlerine tükürdü ve gözler hemen orada iyileşti. Öylesine ki , gözlerde hiç ağrı bulunmamış gibiydi." (Bkz. Buhari, e's -Sahih, kitabu'l-Cihad/102,143)

Üfürükle Tedavi:

Hadislerde pek çok örnek verilir. Ve iki türü vardır: Tükürüksüz üfürük, tükürüklü üfürük.

Tükürüksüz üfürük

Hadislere göre Muhammed s.wa.w.s., bu yöntemle kırıkları, yaraları, kılıç yaralarını bile tedavi ediyord u. Yani okuyup üfleyerek:

Ekva oğlu Seleme Hayber'de bacağından vurulur. Muhammed'e s.a.w.s. gelir. Muhammed s.a.w.s. üç nefes eder, yani okuyup "üç kez üfürür" Selem'nin sorunu, ağrısı, acısı kalmamıştır. ." (Bkz. Buhari, e's -Sahih, kitabu'l- Meğazi/38)

Tükürüklü üfürük

Ali'nin gözlerinin tedavisinde görüldüğü gibi pek çok olayda bu yöntem uygulanırdı. İlkel insanlarda bu tedavi yöntemi çok geçerli ve yaygındır. Prof. Dr. Veyis Örnek şunları yazar:

"Tükürük /illlerde) hastalık tedavisinde kullanılır. Tüküren kimsenin mistik ve majik gücünü, karşısındakine geçirdiğine inanılır. Ayrıca nazar inancının yaygın olduğu yerlerde, kötülüğü uzaklaştırıcı pratiklerde kullanılır." (Etnoloji Sözlüğü)

Üfürükle Tedavinin alanına giren hastalıklar:

Yukarıda da belirtildiği gibi hadislerde, bu tedavi yönteminin pek çok olayda kullanıldığı anlatılır.

"Nazar"a ( göz değmesine) karşı üfürük:

Yüzünde sarılık belirtisi görülen kız görür Muhammed s.a.w.s. Ve hemen buyurur:

-"Bu kızcağızı okutup üfletin. Çünkü buna göz değmiştir." (Bkz. Buhari, e's -Sahih, kitabu't -Tıbb/35, Tecrid, hadis no:1933)

Muhammed'in s.a.w.s. karılarından Aişe.r.anha  anlatıyor:

"Peygamber, göz değmesine karşı okuyup üfürmeyi buyurmuştur." (Bkz. Buhari, e's -Sahih, kitabu't -Tıbb/35, Tecrid, hadis no:1932)

Yılan, akrep, böcek sokmalarında üfürük:

Malik Oğlu Enes anlatıyor :

-"Peygamber, böcek, akrep, yılan zehirlenmelerinde ve kulak ağrısında tedavi için okuyup üflemeye izin verdi." ." (Bkz. Buhari, e's -Sahih, kitabu't -Tıbb/26; Teçrid, hadis no:1929)Aynı şeyi Aişe'de anlatıyor.

Üfürükle tedavi ücreti ve Muhammed'in s.a.w.s. payı:

Hadiste anlatıldığına göre : Ebu Said ve Peygamberin öteki arkadaşlarından bir kalabalık , bir kesim yeri ele geçirmek için yola çıkar. Yolları bir kabileye düşer. Kabile başkanını akrep sokmuştur. "Peygamberin arkadaşları"na başvurulur. Tedavi için bir şey bilen olup olmadığı sorulur. Bu Said Hudri atılıp başkanı tedavi edebileceğini söyler. Ücret pazarlığından sonra tedaviye girişir. Fatiha suresini okuyup üfürür. Başkan kurtulmuştur. Ücret: Bir sürü koyun.Yani akrep zehirini okumayla, üfürükle tedavinin karşılığı. Bu arada, sürünün Ebu Said ve arkadaşları arasında bölüştürülmesi sözkonusu olunca sorun çıkar. Çözüm için "peygamber"e götürülür konu. Olay ve tedavi anlatılır. Alınan ücret de... Bunun üzerine Muhammed'in s.a.w.s. verdiği karşılık şu olur:

-"Çok iyi etmişsiniz (bu tedavi ve ücret işinde.) Koyunları şimdi paylaştırın ve benim payımı da ayırın..."

(Bkz. Buhari, e 's -Sahih, Kitabu't -Tıbb/39; Tecrid, hadis no:1031; Müslim, e 's- Sahih, Kitabu's-Selam/65-66, hadis no.2201)

Üfürükle tedavide el sürme okşama:

Vücudun ağrıyan, acıyan yerine el sürünerek okunur; üflenir. Muhammed s.a.w.s. de böyle yapardı hastalarına. Muhammed'in s.a.w.s. karılarından Aişe anlatıyor: "Hastaya Peygamber şunu diyerek tedavi ederdi:

-"Kimimizin tükürüğüyle yöremizin toprağıdır bu. Efendimizin (Tanrımızın) izniyle hastamız iyileşir bununla." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tıbb/38; Tecrid, hadis no:1935; Müslim, e's-Sahih, Kitabu's-Selam/54, haids no:2194; Ebu Davud, Sünen, Kitabu't-Tıbb/19, hadis no:3895 ve öteki hadis kitapları).

Aişe.r.anha, Muhammed'in s.a.w.s. başlangıçta "Bismillah (Tanrı adıyla)" dediğini de anlatır aynı hadiste.

Ve bu hadisin açıklaması şöyle yapılır;

"Peygamber, tükürüğünden işaret parmağına bulaştırırı ve bu parmağı toprağa sürerdi. Tkürüklü ve topraklı parmağıyla da hastayı sıvazlar, elini (parmağını) hastanın hastalıklı yerinin üzerinde gezdirirdi.." (Bkz. Kamil Miras, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Trecümesi, 12/92, hadis no: 1935; Müslim, yukarıdaki hadis, 2/1724.)

Yine Aişe anlatıyor:

"Bizden bir insan, hastalığından şikayette bulunduğunda, Peygamber, eliyle hastalıklı yere dokunurdu (elini ağrıyan acıyan yer üzerinde gezdirip okşardı)..." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tıbb/38; Müslim, e's-Sahih, Kitabu's-Selam/46, hadis no: 2191, ve ötekiler)

Aişe.r.anha, Muhammed'in s.a.w.s. bu sırada hangi "dua"yı okuyup üfürdüğünü de aynı hadiste açıklar.

Yukarıdaki ve daha birçok hadiste anlatıldığına göre, Muhammed s.a.w.s. tükürüklü ya da üfürükle tedavi aderken değişik şeyler mırıldanır ve elini hasta üzerinde gezdirirdi. Din etnolojisi alanındaki inceleme ve araştırmalar ortaya koymuştur ki, illlerde de bu tedavi yöntemi vardır. Büyüsel etki görülür. O neenle illlerde "büyücü" aynı zamanda hastalara bakan bir tür doktordur.

Ebu'l-Âs Oğlu Osman anlatıyor:

Bu Osman'da bir ağrı-acı vardır. Gelip Muhammed'e s.a.w.s. anlatır. Muhammed s.a.w.s. de hemen şunu söyler:

-"Elini, vücudunun o ağrıyan yerine koy ve şunları oku..." Üç kez "Bismillah" demesini, yedi kez de başka bir dua okuyup üfürmesini bildirir. (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu's-Selam/67, hadis no: 2202).
Kayıtlı
canan11
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 32


« Yanıtla #2 : 11 Ocak 2013, 18:09:23 »

Cevaplariniz icin tsk ederim.

Peki bu sihir yapilan insanlara rukya yapildiginda bir cin'in vucut bulmasi ile ilgili bilginiz varmi?
Yani bu cin'e soru sormak gibi, misal sihiri kim yapti falan diye. Cin'e itibar edilmedigini biliyorum yalan söylüyorlar ama genel olarak soru sorulurmu?

Kayıtlı
el-askalani
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 217


« Yanıtla #3 : 11 Ocak 2013, 20:29:26 »

Cinlerin ve cinlerin kafirleri olan şeytanların, Peygamberimizden önce gökyüzüne tırmanıp bazı olaylar ve haberler hakkında önceden malumat sahibi olduklarına, gerek ayet-i kerimelerde gerekse hadisi şeriflerde işaret edilmektedir. Mesela: “Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.” Ayetleri ile “Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.” Ve “Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.” Ayetleri bunlardan bazılarıdır.

Peygamberimiz (s.a.v) doğduğu andan ve özellikle vahiy gelmeye başladığı andan itibaren casus cinlerin ve şeytanların kahinlerle olan irtibatlarına gölge düştü. Zaten getirdikleri haberlerden bir tanesi doğruysa yüz de yalan ilave ederek anlatıp kahinleri kandırıyorlardı. Yüzde biri doğru çıktığı için kısmen insanları aldatmaya muvaffak olan kahinler artık kimseyi aldatamaz oldular. Bu konuda Kur’an-ı Kerimde;
“Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.” Ve “Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk” buyurulmaktadır.


CiN ÇARPMASI ( Bedenin içine Girmesi )
Cinlerin insan bedenine girebildiği bilinen bir gerçektir. Bunların bedene giriş yolları ve bedende olduklarının alâmetleri vardır ki, onları da şöyle sıralayabiliriz:

1 - Cin bedenin tamamına girer. Bedende ağrı, sancı ve titreme olur.
2 - Cin bedenin herhangi bir uzvuna girer.
3 - Uzun zamandır cesettedir, fakat daima cesette durmaz. Gelir, vurur ve gider.

Hastada bu alâmetlerin hiç biri olmasada, cinin bedende bulunduğu anlaşılabilir. Şöyleki, hastanın kulağına ezan okumaya başlayınca açık alâmetler gözükmeye başlar. Hastanın bayılması, çığlık atması, titremesi, ellerini gözlerine kapatması gibi...

CiNLER iNSANIN BEDENiNE NASIL GiRER VE NEREDE DURUR?
İbni Abbas (RadiyAllahu Anh) şöyle buyuruyor: "Cinler ateşin duman tarafından yaratılmıştır." Duman ise insan vücuduna rahatlıkla girebilir. (Sigara dumanının girmesi gibi.) Ekseriyetle beyinde karar kılarlar. Çünkü oradan diğer uzuvlara kolay etki edebilirler. Hastanın dilinden konuşan bazı cinlerde, beyinde olduklarını haber verirler. Cinler beyne girip orada yerleştikleri gibi, vücudun herhangi bir yerine de girip yerleşebilir, ağrı ve sancıya sebep olabilirler. Fakat bu ağrı ve sancılar cinni olabileceği gibi, tıbbi de olabilir.

CiN ÇARPAN iNSANDA UYKUDA OLAN RAHATSIZLIKLAR
1- Uzun süre sağa sola döner, uyumaz. Ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilir.
2 - Sebepsiz yere üzülür, gece boyunca sıkılır.
3 - Bazı insanları gördüğünde, onlardan çok sıkılır. Sanki bir yerden yardım beklerde, o yardımı da göremez.
4 - Çok korkunç rüyalar görür.
5 - Rüyasında kedi, [Yasak Kelime], kurt, tilki, aslan, inek ve fare gibi hayvanlar görür.
6 - Dişlerini sıkar.
7 - Uykuda çok ağlar, çok güler veya çığlık atar.
8 - Uyurken ah vah eder.
9 - Uykuda şuursuz olur.
10 - Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur.
11 - Rüyasında kendini kabirde, pis yerlerde, korkunç yollarda görür.
12 - Garip insanlar görür. Örneğin, siyah çok kısa veya çok uzun boylu gibi...
13 - Çizgiye benzer çok garip şeyler görür

CiN ÇARPAN iNSANDA UYANIKKEN OLAN RAHATSIZLIKLAR
1 - Sebepsiz baş ağrıları.
2 - ibadet etmekle ve Allah'ı zikirde zorlanma.
3 - Beyin yorgunluğu.
4 - Kasılma ve sinirlenme.
5 - Tembellik.
6 - Herhangi bir uzuvda, doktorların sebep bulamadığı bir ağrı veya sancı.



Kur'ân-ı Kerim'de, cinlerin ve şeytanların celp ve teshirine; irtibat kurup hizmet ettirilebileceğine dair işaretler bulunur. Ancak günümüzdeki gibi bir eğlence ve oyun aracı olarak, falcılık, sihirbazlık, hırsızlık, kısmet bağlama, sihir-büyü yapma gibi zararlı, şer, boş ve faydasız işler için cinlerle görüşmeye çalışmak, cinler adına can sıkıcı, insaniyet adına yüz kızartıcıdır ve dinimizce caiz değildir ki bu tarz işlerle meşgul olanlara bu tarz işler için kullanılmaktan hoşlanılmayan cinler zarar verilebileceği gibi, tehdit ederek tesir altına alarak kendi hesaplarına da çalıştırabilirler. Cinlere maskara olmak kainata halife olarak yaratılan insanın hilafet sıfatına yakışmamaktadır.
Kötü niyetli olmamak şartı olsa dahi alimler cinlerle konuşmayı, fasıkla arkadaşlık etmeye benzetmiş ve onlardan insanlara hiçbir fayda göremeyeceğini söylemişlerdir. Allah u Teala’ya ait bir bilgi edinmek ki onların din bilgileri pek azdır. İnsanların onlardan öğreneceği bilgi yoktur. Onlara bu konuda tebliğde bulunmak için de cinlerle görüşmek uygun görülmemiştir. Zira Cenab-ı Hak onlara kendilerinden peygamberler gönderdiği gibi, bazıları Hz. İsa (as), Hz. Musa (as) ve Peygamber Efendimiz (asm) ile görüşüp hak dini öğrenen cinler de olmuştur.  Hatta bazı İslam alimleri de cinlere İslam’ı tebliğ etmiştir.
 
Kayıtlı
Melih Saygın
Girişimci Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 112


« Yanıtla #4 : 12 Ocak 2013, 21:06:14 »

Cevaplariniz icin tsk ederim.

Peki bu sihir yapilan insanlara rukya yapildiginda bir cin'in vucut bulmasi ile ilgili bilginiz varmi?
Yani bu cin'e soru sormak gibi, misal sihiri kim yapti falan diye. Cin'e itibar edilmedigini biliyorum yalan söylüyorlar ama genel olarak soru sorulurmu?



Cevap ) Rukye ve bir takım caiz ilaçlar tedavi eden Kişi, Sihir yapılmış kişinin içindeki Cin'ne'ki Sihir olsun, veya Sihir olmadan Messe uğramış kişiye Çünkü her sihrin sihre hizmet eden Cin'lerden hizmetkarı vardır ya bir tane veya birden fazladır.   Bir takım sorular sorabilir ve oda cevaplar verebilir ama genellikle yalan söylerler  Sihir eğer yenilen türden değil uzaktan yapılan türden ise bunu bulmak için bazı durumlar vardır.
1. Allah c.c sihir yapılan kişiye sihrin yapıldığı şeyi  rüyasında nerede oldugunu gösterebilir veya baskaşına  ona yapılan sihrin nerede oldugunu gösterir.Rasulullah s.a.v kendisine yapılan sihrin yerini Allah-u tealanın   Rasulullah s.a.v'e rüyasında gösterdiği gibi.
2.O sihrin bir hizmetçisi vardır (kisinin vucüdunda olur) Bu sihrin hizmetlisi  olan cin de o sihrin yerini söyleyebilir.Bunuda kendisine okunan rukya'nın kendisini yakmasını engellemek için yapabilir ama çoğu zaman yalan söyler oyalar alay eder.
3. Allah c.c sihir yapılan kişiye rahmet olarak, sihir yapılan muska , zincir v.b  bulunduğu yeri tahmin edip araştırıp bulabilir.

Sihir'i sihir ile bozmak ve bozdurmak küfürdür. Kur'an-ı kerim ve sahih sünnet'ten duâ'larla ve bir takım ilaçlarla tedavi etmek caizdir,ancak tedavi edecek olan kişi hem takva sahibi müslüman aynı zamanda bunun tedavi metodunu bilen ehli olması gerekirki kendisinede bulaşmasın.









Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2013, Simple Machines

.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |