HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ağustos 2017, 14:57:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
Gönderen Konu: İbni Hazm'ın Bu Görüşüne Ne Dersiniz ?  (Okunma Sayısı 8221 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Taifetul-Mansura
Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« : 31 Aralık 2012, 14:56:02 »

إشكال في كلام لابن حزم :
وجاء في المحلى لابن حزم :
وقال تعالى : { أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ } إلى قوله تعالى : { حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ} . وصح عن رسول الله - صلى الله عليه وسلم - : ( ثلاث من كن فيه كان منافقاً خالصاً ) في كتاب مسلم وغيره : ( إذا حدث كذب ، وإذا وعد أخلف ، وإذا اؤتمن خان ، وإن صام وصلى وزعم أنه مسلم ). ومن طريق مسلم أيضاً - نا أبو بكر بن أبي شيبة ، ومحمد بن عبد الله بن نمير قالا جميعاً : نا عبد الله بن نمير نا الأعمش ، عن عبد الله بن مرة عن مسروق ، عن عبد الله بن عمرو بن العاص قال : قال رسول الله - صلى الله عليه وسلم - : ( أربع من كن فيه كان منافقاً خالصاً ، ومن كانت فيه خلة منهن كانت فيه خلة من نفاق حتى يدعها : إذا حدث كذب ، إذا وعد أخلف ، إذا عاهد غدر ، وإذا خاصم فجر ) . فقد صح أن هاهنا نفاقاً لا يكون صاحبه كافراً ، ونفاقاً يكون صاحبه كافراً ، فيمكن أن يكون هؤلاء الذين أرادوا التحاكم إلى الطاغوت لا إلى النبي - صلى الله عليه وسلم - مظهرين لطاعة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - عصاة بطلب الرجوع في الحكم إلى غيره ، غير معتقدين لصحة ذلك ، لكن رغبة في اتباع الهوى ، فلم يكونوا بذلك كفاراً بل عصاة . فقد ندعو نحن عند الحاكم إلى القرآن وإلى سنة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - الثابت عنهم بإقرارهم ، فيأبون ذلك ، ويرضون برأي أبي حنيفة ، ومالك ، والشافعي ، هذا أمر لا ينكره أحد ، فلا يكونون بذلك كفاراً . فقد يكون أولئك هكذا حتى إذا بيّن الله تعالى أنهم لا يؤمنون حتى يحكموا رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فيما شجر بينهم ، وجب أن من وقف على هذا قديماً وحديثاً ، وإلى يوم القيامة فأبى وعند فهو كافر ، وليس في الآية : أن أولئك عندوا بعد نزول هذه الآية
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 535



« Yanıtla #1 : 20 Haziran 2017, 00:34:29 »


Aslı'ddinle ilgili olan meseleler nettir. Delili ise, sarih ayetler ve hadislerdir. Ve biz biliyoruz ki, sarih ayete göre kim tağuta muhakeme olmayı istiyorsa ve muhakeme olmaya kalkarsa tağuta inanmış olur ve Allah'ı inkâr etmiş olur. Bu kesin ayetle sabittir ve bununla ilgili ayetler çoktur -ki zaten tağuta muhakeme olan kişi veya olmayı isteyen kişi şehadetin ilk şartını yerine getirmemiştir-. Her akıl baliğ olan Müslümanın bu gerçeği bilmesi ve şüphe etmemesi gerekir, aksi halde İslam'dan çıkar.

Bir âlimin sözünü ancak âlim, bilgili olan bir kişi anlar. Her Müslümanın bunu anlaması mümkün değildir. Dolayısıyla bir âlimin sözü - o âlim kim olursa olsun-, eğer aslı'ddine karşı veya zıt bir söz ise, akıl baliğ ve avam olan bir Müslümanın şöyle demesi gerekir: "Eğer âlim bunu kastetmişse; yani tağuta muhakeme olmanın caiz olduğunu kastetmiş veya muhakeme olan kişinin kâfir olmadığını söylüyorsa bu âlim tevhidi bilmiyor demektir. Fakat bu kişi âlim olduğuna göre ve İslam âlimi olarak sayıldığı için iki ihtimal vardır: Ya bu söz ona iftira atılmıştır ya da bu sözün başka bir anlamı vardır. Ben anlamıyorum siz de anlamamışsınız, âlime sormamız gerekiyor." İşte Müslümanın tavrı böyle olmalıdır...

İbn-i Hazm'ın sözünü bize getirenlere şöyle bir soru sorsak: "Bir konu hakkında hadis veya ayet var. Bir kimse diyor ki: 'Ben anlamıyorum, ben Ebu Hanife'nin görüşüne bakacağım veya İmam Malik'in veya İmam Ahmed'in görüşüne bakacağım.' Böyle diyen bir kişi tağuta muhakeme olmuş mudur ?" Bu kişi: "Bunun kastı ben âlim değilim, âlimlerden anladığıma tabi olurum. Bununla tağuta muhakeme olmamıştır" diyecek. Yine soruyoruz: "Peki, bir kimse bu kişi hakkında 'Hayır, bu adam tağuta muhakeme olmuştur' derse ne dersin?" Bu kişinin en hafif cevabı "Bu kişi cahildir" demek olacaktır...

İşte biz de diyoruz ki; İbn-i Hazm'ın görüşünü güzel oku, çünkü İbn-i Hazm böyle diyor. İbn-i Hazm, "sünneti terk edip Ebu Hanife'nin görüşüne veya İmam Malik'in ya da Şafii'nin görüşüne başvuran tağuta muhakeme olmuştur" diyor. Bu durumda sen, hem İbn-i Hazm'a cahil diyorsun hem de onun sözünü delil gösteriyorsun. Âlimin sözüne dikkat et!

İbn Hazm, Rasulullah (a.s)’ın nifak alametleri ile alakalı hadisini zikrettikten sonra şunları söylemektedir:

“Doğru olan budur ki buradaki nifak sahibi kâfir olan nifak ve sahibi kâfir olmayan nifak olabilir. Mümkündür ki Nebi'ye (s.a.v) değil, tağuta muhakeme olmayı isteyenler Rasulullah’a itaatlerini izhar etmekle beraber, bunun doğru olduğuna inanarak hükümde ona değil başkasına müracaat etmeyi talep etmekle asi olurlar. Lakin bunu hevalarına tabi olmadaki heveslerine göre yapmışlar. Lakin bununla kâfir değil, asi olurlar. Biz bunu açık şekilde kendi yanımızda görüyoruz. Biz hâkim huzurunda Kur'an'a ve Rasulullah’ın (s.a.v) onların ikrarıyla sabit olan sünnetine davet ediyoruz, onlar buna karşı çıkıyor ve Ebu Hanife’nin, Malik’in ve Şafii’nin görüşü ile razı oluyorlar. Bu hiç kimsenin inkâr etmeyeceği bir şeydir. Bununla kâfir olmuyorlar.”
Kaynak: İbn Hazm, El Muhalla bil Eser, 11/202

İmam İbn-i Hazm, bir örnek vererek tağuta nasıl muhakeme olunduğunu anlatıyor. "Biz bunu açık şekilde kendi yanımızda görüyoruz." sözüyle "kendi zamanımızda bu gibi şeyleri açık bir şekilde görüyoruz" demek istiyor. "Biz hâkim huzurunda Kur'an'a ve Rasulullah’ın (s.a.v) onların ikrarıyla sabit olan sünnetine davet ediyoruz, onlar buna karşı çıkıyor ve Ebu Hanife’nin, Malik’in ve Şafii’nin görüşü ile razı oluyorlar." İmam İbn-i Hazm böyle yapanların tağuta muhakeme olduğunu söylüyor ve diyor ki: "Bu hiç kimsenin inkâr etmeyeceği bir şeydir. Bununla kâfir olmuyorlar."

İşte İmam İbn-i Hazm'ın anlatmak istediği, hakkında konuştuğu başka; sizin anlattığınız başkadır.  Kur'an'ı ve sünneti terk edip İmam Şafii, İmam Malik veya İmam Ebu Hanife'nin içtihadına başvuran kişinin tağuta muhakeme olmadığını söylüyorsunuz ve ona muhakeme olduğunu söyleyen olursa onun da cahil olduğunu söylüyorsunuz. Oysa İbn-i Hazm tağuta muhakeme olduğunu söylüyor. Demek ki İbn-i Hazm'ın anlatmak istediği başka, sizin anlattığınız başka şeylerdir. Siz, İbn-i Hazm'ın sözünü anlamadınız...

Hiçbir zaman İmam İbn-i Hazm, Rasulullah (s.a.s)'ın şeriatını terk edip tağuta muhakeme olan, Allah'ın şeriatının dışında hüküm veren kişiye "kâfir olmaz" dememiştir. Bilakis öyle sözleri vardır ki kesin ve nettir. Burada İbn-i Hazm'ın anlattığı ve kastettiği başka şeylerdir. Şöyle ki:

Birincisi: Bir kişi Allahın şeriatını isteyerek Allah'ın şeriatına başvuruyor ve kanunuyla muhakeme oluyor. Hâlbuki bu kişi (Kur'an'ı ve sünneti terk edip İmam Şafii, İmam Malik veya İmam Ebu Hanife'nin içtihadına başvurmak suretiyle) Allah’ın şeriatıyla hükmetmiyor. Ama bu kişi onu bilmiyor. Ona, Allah’ın şeriatını isteyerek başvuruyor. İşte bu kişiye ikame huccet etmeden tekfir etmeyiz. Yani bu kişinin İslam şeriatıyla hükmetmediğini, Kur’an ve sünnetle muhakeme olmadığını huccet ikame etmeden tekfir etmeyiz.

İkincisi: İmam İbn-i Hazm’ın tağut mefhumu başkadır. İbn-i Hazm’ın tağut mefhumu, ayetteki tağut gibi değildir.  İbn-i Hazm’ın böyle şeyleri de vardır. Öyle ki; İmam Malik’in, Ebu Hanife’nin bazı görüşlerinden dolayı onlara “tağut” diyor. Dolayısıyla İbn-i Hazm’ın sözünü anlamak için Hazm’ın fıkhını iyi bilmek lazım. İyice bildikten sonra sözleri delil alınır. O, bu fetvasında Allah’ın şeriatını bilerek başka hükümlerle hükmeden kişiyi kastetmiyor. Yani sünneti, Allah’ın ayetini terk edip kıyasla, içtihatla hükmeden kişi İbn-i Hazm’a göre tağut olur. Bu kişilere “tağut” diyor ama onu tekfir etmiyor. Tabi bu İbn-i Hazm’ın yanlışıdır. Hem “tağut” diyor hem de tekfir etmiyor. İbn-i Hazm’ın bunun gibi yanlışları mevcuttur.

Kayıtlı
Talibulhaq
Üyeler
*
Çevrimiçi Çevrimiçi

Mesaj Sayısı: 34


« Yanıtla #2 : 20 Haziran 2017, 04:51:50 »

Alıntı
"Yani sünneti, Allah’ın ayetini terk edip kıyasla, içtihatla hükmeden kişi İbn-i Hazm’a göre tağut olur. Bu kişilere “tağut” diyor ama onu tekfir etmiyor. Tabi bu İbn-i Hazm’ın yanlışıdır. Hem “tağut” diyor hem de tekfir etmiyor. İbn-i Hazm’ın bunun gibi yanlışları mevcuttur."

Bu yazdıklarınız birbirine tezatlık teşkil eden şeyler değil midir. Hem tağut diyecek, hem tekfir etmeyecek. Bu kişi şer'i manadaki tagutu kast ediyorsa ve tekfir etmiyorsa, alim değil kim olursa olsun tekfir edilir. İmam ibn-i  Hazm için bu konuda yanlış yapmış demek yeterli midir. Eğer böyle cümle kullanıp ve cümlede geçen tağutu tekfir etmiyorsa, buradan ibn-i hazm'ın tağut kelimesinin lügat manasını (haddi aşmak)  kastettiğini söylemek yeterli midir?
Kayıtlı
Alkame
Yönetici
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 535



« Yanıtla #3 : 20 Haziran 2017, 12:12:36 »

Alıntı
"Yani sünneti, Allah’ın ayetini terk edip kıyasla, içtihatla hükmeden kişi İbn-i Hazm’a göre tağut olur. Bu kişilere “tağut” diyor ama onu tekfir etmiyor. Tabi bu İbn-i Hazm’ın yanlışıdır. Hem “tağut” diyor hem de tekfir etmiyor. İbn-i Hazm’ın bunun gibi yanlışları mevcuttur."

Bu yazdıklarınız birbirine tezatlık teşkil eden şeyler değil midir. Hem tağut diyecek, hem tekfir etmeyecek. Bu kişi şer'i manadaki tagutu kast ediyorsa ve tekfir etmiyorsa, alim değil kim olursa olsun tekfir edilir. İmam ibn-i  Hazm için bu konuda yanlış yapmış demek yeterli midir. Eğer böyle cümle kullanıp ve cümlede geçen tağutu tekfir etmiyorsa, buradan ibn-i hazm'ın tağut kelimesinin lügat manasını (haddi aşmak)  kastettiğini söylemek yeterli midir?

Cevap: Bir önceki cevabımızda da belirttiğimiz gibi İbni Hazm (rh.a) bu konuda hata etmiştir. Hatası ise her ne kadar lügat manada da olsa, alimlere tağut demesidir. Yoksa şer'i manadaki tağutu kastederek alimlere tağut diyor ve buna rağmen tekfir etmiyorsa elbetteki kafir olur. Fakat alimin buradaki kastı şer'i mana değil, lügat manadır.

Kısacası; sözümüzde herhangi bir tezatlık söz konusu değildir. Çünkü ilk yazımızda İbni Hazm (rh.a)'ın alimlere neden tağut dediğini ve bunun lügat manada olduğunu apaçık belirttik. Alimlere bu meselede tağut (haddi aşan) demesinin sebebi ise; kendi mezhebinden kaynaklanmaktadır. İbni Hazm (rh.a), zahiri mezhebine tabii olduğu için, ayetlerin ve hadislerin zahirine göre amel etmektedir. Ona göre nasların zahiriyle amel etmeyip, tevil etmek, kıyas etmek yada içtihatla amel etmek aşırılık, tağutluktur.

Yazılan cevapta tezat olduğunu söyleyebilmek için İbni Hazm (rh. a)'ı ve tüm görüşlerini iyi biliyor olmak, böylelikle onu iyi anlamış olmak gerekir. Zira verilen cevap İbni Hazm (rh. a)'ın sahip olduğu mezhebe göre verilmiş, söz konusu olan meseledeki anlayışı ve hatası belirtilmiştir. Bu yüzden cevap bir bütün olarak okunmalı, içerisinden belli lafızlar cımbızlanmamalıdır.

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git


Eğer üye iseniz lütfen üye girişinden giriş yapınız.

Eğer üye değilseniz 10 saniyenizi ayırarak üye olabilirsiniz. 

Dosyaları indirebilmek ve de içerikleri görebilmek için

üye olmanız gerekmektedir.


  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |