Son Mesajlar
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 25 Nisan 2019, 10:50:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 07 Nisan 2019, 21:28:55 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيم‎

Şaban ayının hilali, 29 Receb ‎‎1440 (Miladi:6 ‎Nisan‎ ‎‎2019) tarihinde ‎dünyanın çeşitli ‎bölgelerinde ‎bulunan ‎Müslümanlar tarafından ‎gözlenmiş fakat ‎görülmemiş dolayısıyla Receb ayı otuza ‎tamamlanmıştır. Hicri ‎‎1440 ‎‎Şaban ayına miladi 8 Nisan 2019 ‎Pazartesi günü ‎başlanacaktır.‎


 2 
 : 25 Mart 2019, 12:52:13 
Başlatan faris ekrem - Son mesaj Gönderen: müslim1205
selamun aleykum
bu konuya dair bir bilgi almak istiyorum inş sizde duymuşsunuzdur çamlıcada yapılan yeni büyük bir cami yapıldı tağutlar tarafından burda namaz kılmakda skıntı varmı acaba

 3 
 : 13 Mart 2019, 21:53:04 
Başlatan abdussamed - Son mesaj Gönderen: Abdulaziz el-mekki
Soru: Tağutun mahkemesine şahitlik için çağrıldığımızda bu mahkemeye -red tavrı takınmadan ve aynı zamanda tağutun karşısında saygı ifade eden, onu yücelten, onun hükmünün kabul edildiğini ifade eden ve ondan hüküm isteyecek sözler söylemeden- sorulan sorulara cevap vermek yani mahkemeye bilgi vermek!  tağuta muhakeme kapsamına girer mi?

Cevap: Cevabın daha iyi anlaşılması için önce şahidin ne manaya geldiğini açıklayalım.

Kur’an-ı Kerim’de “şahid” kelimesi geçmektedir. Örneğin, Allah (c.c) Yusuf suresinde şöyle buyuruyor:

" وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ "

(Bu sırada orada bulunan) Kadının akrabalarından bir şahid (gerçeği ortaya çıkarmak için) şöyle hüküm verdi…” (Yusuf: 26)

Bazı müfessirlere göre bu ayetteki “شَهِدَ شَاهِدٌ” sözü “حَكَمَ حَاكِمٌ : hâkim hüküm verdi” demektir.

Nehcu’l-Belâğa’da* 321. hikmette şöyle geçmektedir:
Ali (r.a) şöyle demiştir: “Gizlide günah işlemeyin! Muhakkak ki şahid olan, hüküm vericidir.”

Fıkıh kitaplarında da “şahid” hüküm verici manasında kullanılmıştır.

Peki şahid ne yapar? Şahid, gördüğü şeyi söyler ve dolayısıyla hüküm verir. Örneğin; eğer şahid bir kişinin hırsızlık yaptığını görürse “Ben bu adamın hırsızlık yaptığını gördüm.” der ve ona hüküm vermiş olur; yani “gördüm” dediğinde aslında “hüküm veriyorum” demiştir. Eğer o kişinin hırsızlık yaptığını görmemişse “Ben bu adamın hırsızlık yaptığını görmedim.” der yani “Ben bu kişinin hırsızlık yaptığına hüküm vermiyorum.” demiş olur. Şahid, mahkemeye çağrıldığında asla muhakeme olsun diye çağrılmaz; gördüğünü söylemesi yani hüküm vermesi için çağrılır. Kadı da şahidin şehadetine göre ya hüküm verir ya da hüküm vermez. Eğer şahidin söylediğine göre hüküm verirse onun hükmüne göre hüküm vermiştir. Dolayısıyla şahidlik için giden bir kişi, sırf şahidlik yaptığından dolayı asla ve asla mahkemeye muhakeme oldu, kadıya itibar etti, kadının hükmünü destekledi, kabul etti diye bir vasıf almaz. Bunlar, şahidlik dışındaki vasıflardır. Bu sebeple bir Müslüman tağutun mahkemesi tarafından şahidliğe çağrıldığında hüküm vermesi için çağrılıyor demektir. Müslüman gider ve “Ben şahidlik için geldim.” deyip gördüğü şeyi anlatır, sorulduğu şeye cevap verir.

Bir Müslüman sadece şahitlik yaparsa, asla ve asla bu amelden dolayı küfre girmiş olmaz çünkü bu amel küfür değildir. Bu Müslüman tağuta muhakeme olmuş da değildir, tağut olan hâkime itibar etmiş de değildir. Ancak bu amel dışında mahkemeye itibar, tağuta saygı sayılabilecek hareketler yaparsa bundan dolayı kâfir hükmünü alır.

Şahid bazı tağutî mahkemelere gittiği zaman bu mahkemelerde şehadetine itibar edilmesi için doğru söyleyeceğine dair ona yemin ettirilir. İşte bu yemin Allah adına edilir; O’nun dışında namus, şeref vb. şeyler adına yemin edilmez çünkü yemin, sadece Allah adına edilir. Dolayısıyla hâkim şahidden namusu ya da Allah’tan başka bir şey adına yemin etmesini istediğinde şahidin bunu reddedip “Ben Allah’tan başkası adına yemin etmem.” demesi lazım. Eğer Allah’tan başkası adına yemin ederse, caiz görmediği takdirde haram işlemiş olur, caiz görürse küfre girer.

Soru: Kendi rızası dışında zorla tağutun mahkemesine çıkarılan kişi, tağutun karşısında ne red tavrı takınır nede saygı ifade eden, onu yücelten, onun hükmünün kabul edildiğini ifade eden ve ondan hüküm isteyecek sözler söylemeden sussa!, böyle bir kimsenin bu sessizliği tağuta muhakeme olduğunu gösterir mi?

Cevap: Zorla tağutun mahkemesine getirilmiş olan Müslüman bir kişi, ikrah yoluyla mahkemeye getirilmiştir. Ve bu kişi için ikrah, zorla hâkimin karşısına götürüldüğü yere kadardır. Bundan sonrası için ikrah durumu yoktur. Kimse kimseyi hâkime muhakeme olması için zorlamaz. Kişi "Ben muhakeme olmak istemiyorum. Beni buraya zorla getirdiler." der. Fakat böyle dediği zaman büyük bir cezaya maruz kalacağını bilirse bu şekilde söylemez, susar; bir kelime dahi söylemez. Yani hâkime hiç cevap vermez. Zaten hâkimin de onu bir şey söylemesi için zorlamaya hakkı yoktur. Hâkim de buna göre kararını verir. Bu durumdaki bir kimse zorla tağutun mahkemesine getirilmiş ve orada da tağuta mahkeme olmayı kabul eden hiçbir söz ve amel sergilememiştir. Dolayısı ile tağuta mahkeme olmuştur denilemez.

_______________________________________________________________________________________________________________
* Nehcu’l-Belâğa kitabının içinde geçen her şey sahih değildir. Bu kitaptan delil almamız, kitabın içinde yazılan her şeyi kabul ettiğimiz manasına gelmez. Bu kitabın içinde sahih olan şeyler de vardır uydurma olan şeyler de. Bu söz sahihtir çünkü ehlisünnet âlimlerinden bunu destekleyen sözler vardır.

 4 
 : 08 Mart 2019, 00:06:06 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيم‎

Receb ayının hilali, 29 Cumade'l Ahir ‎‎1440 (Miladi:7 ‎Mart ‎‎2019) tarihinde dünyanın çeşitli ‎bölgelerinde ‎bulunan ‎Müslümanlar tarafından gözlenmiş fakat ‎görülmemiştir. ‎Bu ‎sebeple Cumade'l Ahir ayı otuza tamamlanacak, hicri ‎‎1440 ‎‎Receb ayına miladi 9 Mart 2019 Cumartesi günü ‎başlanacaktır.‎



 5 
 : 28 Şubat 2019, 11:30:15 
Başlatan haliltokgoz1 - Son mesaj Gönderen: haliltokgoz1
Selamün Aleyküm.
Davetçi tefsirlerinin geri kalan kısmını 10. ciltten sonrasını sabırsızlıkla bekliyorum.Özellikle Mekki surelerin tefsiri.
Zahmetli bir iş olduğunun farkındayım ama başka tefsirler bu kadar açıklayıcı değil.
Geri kalan kısmı ne zaman çıkar?
Selametle

 6 
 : 26 Şubat 2019, 22:25:04 
Başlatan ahmed58 - Son mesaj Gönderen: Suyûti
Cevap: Rukye Ayetleri şunlardır:

o   Fatiha Sûresi

o   Bakara: 1 -5

o   Bakara: 102-103

o   Bakara: 163-164

o   Bakara: 255

o   Bakara: 285 – 286

o   Ali-imran: 18-19

o   Nisa: 54-56

o   Araf: 54-56

o   Araf: 117-122

o   Yunus: 57-58

o   Yunus: 77-82

o   Hicr: 34- 35

o   İsra: 81-82

o   Kehf: 39

o   Taha: 65-70

o   Müminun: 97-98

o   Müminun: 115-118

o   Nur: 35

o   Furkan: 23

o   Şuara: 43-48

o   Şuara: 75-80

o   Şuara: 81-85

o   Neml: 30-31

o   Sebe: 12

o   Sebe: 48-49

o   Saffat: 1- 10

o   Saffat: 158

o   Saffat: 159

o   Ahkaf: 23-32

o   Rahman: 31-36

o   Haşr: 21-24

o   Kalem: 51

o   Cin: 1- 15

o   Zilzal Sûresi

o   Kafirun Sûresi

o   İhlas Sûresi

o   Felak Sûresi

o   Nas Sûresi


 7 
 : 26 Şubat 2019, 22:12:24 
Başlatan islam yusuf - Son mesaj Gönderen: Abdulaziz el-mekki
Soru:  kullandigim ilacların içinde alkol var  ben ne yapmalıyım kullanabilirmim kulanamazmıyım? tsk.

Cevap: İlaçta alkolün katkı maddesi olarak bulunması ile eritici olarak bulunması arasında fark vardır. İçerisinde katkı maddesi olarak alkol, şarap gibi maddeler bulunan ilaçları kullanmak ve satmak caiz değildir. Fakat çok az miktarda eritici madde olarak bulunmasına, bazı âlimler şu kaideye dayanarak cevaz vermişlerdir:
 
" اَلْمَغْلُوبُ الْمُسْتَهْلَك كَالْمَعْدُوم "

“Bir madde, başka bir maddeyle karıştığında karıştığı maddeye nazaran çok az ise özelliklerini kaybettiği için yok hükmündedir.”

 8 
 : 26 Şubat 2019, 22:02:40 
Başlatan Çağrıknl - Son mesaj Gönderen: Suyûti
Cevap: Günümüzde İslâm şeriatı ile yönetilmeyen ve halkın çoğunluğunun cemaat namazına gelmediği beldelerde, bir kimsenin öldüğünü ve bu sebeble insanların camiye gelmesini bildirmek amacıyla Müezzinler Salavat getirirler. Bu salavatı duyan kimseler ise, bir kimsenin öldüğünü, bundan ötürü camide cenaze’nin olduğunu anlar ve camiye giderler. Cenaze için Selâ okunması, İslam şeriatı ile yönetilmeyen beldelerde vardır ve bunun İslâm dininde bir aslı yoktur. Zira Dâr’ul İslâm’da ezan okunduğunda herkes camiye namaz kılmak için gider. Şayet bir cenaze varsa, cenaze namazını da kılarlar. O sebeble, Dar’ul İslâm’da Cenaze için ayrı bir salavat getirmeye gerek yoktur.

 9 
 : 26 Şubat 2019, 22:02:25 
Başlatan Hariss - Son mesaj Gönderen: Abdulaziz el-mekki
Soru: bir müslüman bir ortamda bulunuyor ve bu ortamda bir kişi Allah diyerel elini semaya kaldırıyor.Ve bu kişi Allah yukarıda ve gökte diye lafızlar kullanmıyor.Veya gözüyle yukarıya bakıyor.Bu yapılan amel müslümanı bağlayıcımıdır.?

Cevap: Yer olarak kastetmeden, Allah (c.c)’a yücelik kastıyla eli veya gözleri göğe çevirmekte bir sakınca yoktur. Sakıncalı olan, Allah’a yer isnat etmektir. Buna göre kişiye niyeti sorulur ve ona göre hareket edilir.

Gök (sema), duanın kıblesidir, Kâbe’nin namazın kıblesi olması gibi. Bir insan dua ederken göğe bakar veya ellerini göğe doğru açarsa duanın kıblesine yönelmiş olur. Yoksa asla bu hareketi, Allah’ın semada yeri olduğu anlamında değildir. Allah’a yer isnat eden kişi küfre girer. Çünkü Allah, yerden ve mekândan münezzehtir.

Allah’a yer isnat eden kişi, Allah’ı sınırlandırmış olur ki bu, apaçık bir küfürdür. Yer, mahluk olan bir şeydir. Allah (c.c) yeri yaratmadan önce vardır.


 10 
 : 26 Şubat 2019, 21:58:51 
Başlatan Musab58 - Son mesaj Gönderen: Abdulaziz el-mekki
Soru: Allah ve Resulüne sövüldüğünde buğzedilmesi gerektiğine inanan, fakat bu yeri terk etmek gerektiği veya onlara karşı gelmek gerektiği gibi hükümleri bilmek aslıddinden midir? Yoksa bu gibi hükümler şeriatla mı bilinir?

Cevap: Allah ve Rasûlüne sövülen ortamda tepkisiz oturmak küfre rızadır. Bu, şer'i bir kaidedir ve asliddinle alakalı olmayıp şeriatte bildirilen bir hükümdür. Bu hükmü bilmeyen kişiye "Sen küfre rıza gösteriyorsun." denilmez. Bu, hükmü bilen kişiler içindir.
Aynı şekilde her şey bu kaideye uyar. Kişi orada oturmanın rıza göstermek olduğunu bilmeyebilir. Önemli olan kalben rıza göstermemesidir. Kalben rıza göstermemek, yapılan amele buğzetmek asliddindendir. Ama o yerden ayrılmak, o söze karşı gelmek gerektiği ile ilgili hükümler asliddin ile alakalı değil, şeriatle alakalıdır.


Sayfa: [1] 2 3 ... 10


.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |