Son Mesajlar
HAKKA DAVET FORUMU
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ocak 2021, 08:34:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 14 Ocak 2021, 21:19:04 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame

‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيم‎

Cumâde’l Ahir ayının hilali, 29 Cumâde’l Evvel 1442 (14 Ocak 2021) tarihinde dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan Müslümanlar tarafından gözlenmiş olup görülmüştür. Hicri 1442 Cumâde’l Ahir ayına 15 Ocak 2021 Cuma günü başlanacaktır.


 2 
 : 03 Ocak 2021, 20:03:53 
Başlatan Haq Yayınları - Son mesaj Gönderen: Alkame
Adresi yeniler misiniz?

Düzeltildi.

 3 
 : 03 Ocak 2021, 18:46:08 
Başlatan Ebu Muhammed Es-selefi - Son mesaj Gönderen: Ebul-Fadl
Allah razı olsun

 4 
 : 03 Ocak 2021, 18:36:08 
Başlatan Haq Yayınları - Son mesaj Gönderen: Ebul-Fadl
Adresi yeniler misiniz?

 5 
 : 16 Aralık 2020, 22:22:58 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame

‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ ﷲِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيم‎

Cumade’l Evvel ayının hilali, 29 Rabîulahir 1442 (15 Aralık 2020) tarihinde dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan Müslümanlar tarafından gözlenmiş fakat görülmemiştir. Bu sebeple Rabîulahir ayı otuza tamamlanmıştır. Hicri 1442 Cumade’l Evvel ayına 17 Aralık 2020 Perşembe günü başlanacaktır.


 6 
 : 13 Aralık 2020, 00:00:02 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
HEDY KURBANI BAHSİ

"الْهَدْيُ أَدْنَاهُ شَاةٌ"
1- Hedyin en azı bir koyundur.

"وَهُوَ مِنْ ثَلَاثَةِ أَنْوَاعٍ : الْإِبِلِ وَالْبَقَرِ وَالْغَنَمِ . يُجْزِئُ فِي ذَلِكَ كُلِّهِ الثَّنِيُّ فَصَاعِدَاً إلَّا الضَّأْنَ فَإِنَّ الْجَذَعَ مِنْهُ يُجْزِئُ . " 
2- Hedy olabilecek hayvanlar deve, sığır ve davar olmak üzere üç türlüdür. Hedy kurbanı olacak devenin beş yaşını, sığırın iki yaşını ve koyunun bir yaşını doldurmuş olması gerekir. Altı ayını doldurmuş kuzu da hedy olarak yeterli olur.(49)

"وَلَا يُجْزِئُ فِي الْهَدْيِ مَقْطُوعُ الْأُذُنِ أَو أَكْثَرِهَا ، وَلَا مَقْطُوعَةُ الذَّنَبِ وَلَا الْيَدِ وَلَا الرِّجْلِ ، وَلَا الذَّاهِبَةُ الْعَيْنِ وَلَا الْعَجْفَاءُ وَلَا الْعَرْجَاءُ : الَّتِي لَا تَمْشِي إلَى الْمَنْسِكِ . "
3- Kulağının tamamı veya çoğu kesik olan; kuyruğu, ön veya arka ayağı kesilmiş olan; gözü kör olan; cılız ve kesileceği yere yürüyemeyecek kadar topal olan hayvanın hedy olarak kesilmesi caiz olmaz.

"وَالشَّاةُ جَائِزَةٌ فِي كُلِّ شَيْءٍ إلَّا فِي مَوْضِعَيْنِ : مَنْ طَافَ لِلزِّيَارَةِ جُنُبَاً ، وَمَنْ جَامَعَ بَعْدَ الْوُقُوفِ بِعَرَفَةَ ، فَإنَّهُ لا يَجُوزُ فِيهِمَا إلا بَدَنَةٌ . "
4- Şu iki durum haricinde koyunun her durumda hedy olarak kesilmesi caizdir:
a) Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak,
b) Arafat’ta vakfe yaptıktan sonra cima yapmak. Bu durumlarda kişinin koyun kesmesi caiz değildir, deve veya sığır kesmesi gerekir.

"وَالْبَدَنَةُ وَالْبَقَرَةُ يُجْزِئُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَنْ سَبْعَةٍ أنْفُسٍ إذَا كَانَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْ الشُّرَكَاءِ يُرِيدُ الْقُرْبَةَ . " 
4- Eğer ortaklar Allah’a yaklaşmak niyetiyle kurban kesmek istiyorlar ise bir deve veya bir ineğin yedi kişi adına kesilmesi caiz olur.

"وَإِنْ كَانَ أَحَدُهُمْ يُرِيدُ بِنَصِيبِهِ اللَّحْمَ : لَمْ يَجُزْ لِلْبَاقِينَ . "
5-  Eğer ortaklardan biri et almak için katılırsa diğer ortakların hissesi hedy olarak geçerli olmaz.

"وَيَجُوزُ الْأَكْلُ مِنْ هَدْيِ التَّطَوُّعِ وَالْمُتْعَةِ وَالْقِرَانِ . وَلَا يَجُوزُ الْأَكْلُ مِنْ بَقِيَّةِ الْهَدَايَا . "
6- Hedy sahibinin nafile olarak veya temettü haccı ya da kıran haccı için kestiği hayvanın etinden yemesi caizdir. Fakat bunların haricinde kalan hedy kurbanlarının etinden yemesi caiz olmaz.

"وَلَا يَجُوزُ ذَبْحُ هَدْيِ التَّطَوُّعِ وَالْمُتْعَةِ وَالْقِرَانِ إلَّا فِي يَوْمِ النَّحْرِ . وَيَجُوزُ ذَبْحُ بَقِيَّةِ الْهَدَايَا فِي أَيِّ وَقْتٍ شَاءَ . " 
7- Nafile hedyin veya temettü haccı için olan hedyin ya da kıran haccı için kesilecek olan hedyin, bayramın ilk günü dışında kesilmesi caiz değildir. Bunların dışında kesilecek olan hedyleri, kişinin dilediği vakitte kesmesi caizdir.

"وَلَا يَجُوزُ ذَبْحُ الْهَدَايَا إلَّا فِي الْحَرَمِ . وَيَجُوزُ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِهَا عَلَى مَسَاكِينِ الْحَرَمِ وَغَيْرِهِمْ . " 
8- Harem’e hediye edilen hedy kurbanlarının Harem dışında kesilmesi caiz değildir. Kesilen hayvanların etlerinin Harem’in fakir olan sakinlerine veya başka yerlerde ikamet eden fakirlere tasadduk edilmesi caizdir.

"وَلَا يَجِبُ التَّعْرِيفُ بِالْهَدَايَا . " 
9- Hedy kurbanlıklarının Arafat’a götürülmesi vacip değildir.

"وَالْأَفْضَلُ فِي الْبُدْنِ : النَّحْرُ . وَفِي الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ :الذَّبْحُ . " 
10- Devenin, bıçağı boynuna batırmak suretiyle (nahr yoluyla) tezkiye yapılması(50); inek ve koyunun ise boğazlarının kesilmesi suretiyle tezkiye yapılması daha efdaldir.

"وَالْأَوْلَى أَنْ يَتَوَلَّى الْإِنْسَانُ ذَبْحَهَا بِيَدِهِ إنْ كَانَ يُحْسِنُ ذَلِكَ"
11- Şayet güzel bir şekilde kesebiliyorsa hedy kurbanını kişinin kendisinin kesmesi daha evladır.

"وَيَتَصَدَّقُ بِجِلَالِهَا وَخِطَامِهَا . وَلَا يُعْطِي أَجْرَ الْجَزَّارِ مِنْهَا . "
12- Hedy kesen kimse, hedy olarak kesilecek hayvanın üzerinde bulunan örtü ve yuları sadaka olarak verir. Kasap ücretini kesilen hayvandan vermez.

"وَمَنْ سَاقَ بَدَنَةً فَاضْطَرَّ إلَى رُكُوبِهَا : رَكِبَهَا ، وَإِنْ اسْتَغْنَى عَنْ ذَلِكَ : لَمْ يَرْكَبْهَا . "
13- Hedy olarak keseceği deveyi Harem’e götüren kimse, ona binmek zorunda kalırsa biner, bir zorunluluk olmazsa binmemesi gerekir.

"وَإِنْ كَانَ لَهَا لَبَنٌ : لَمْ يَحْلُبْهَا ، وَلَكِنْ يَنْضِحُ ضَرْعَهَا بِالْمَاءِ الْبَارِدِ حَتَّى يَنْقَطِعَ اللَّبَنُ . "
14- Hedy kurbanının sütü olursa sahibi onu sağmaz. Sütü kesilmesi için memelerine soğuk su serper.

"وَمَنْ سَاقَ هَدْيَاً فَعَطِبَ فِي الطَّرِيقِ : فَإِنْ كَانَ تَطَوُّعَاً : فَلَيْسَ عَلَيْهِ غَيْرُهُ . وَإِنْ كَانَ وَاجِبَاً : فَعَلَيْهِ أَنْ يُقِيمَ غَيْرَهُ مَقَامَهُ . " 
15- Hedy kurbanı Harem’e götürülürken yolda ölürse; şayet nafile olarak kesilecek bir hayvan ise sahibinin onun yerine başka bir şey kesmesine gerek yoktur, ancak kurban olarak kesilmesi vacip olan bir hayvan ise sahibinin onun yerine başka bir hayvan kesmesi gerekir.

"وَإِنْ أَصَابَهُ عَيْبٌ كَبِيرٌ : أَقَامَ غَيْرَهُ مَقَامَهُ ، وَصَنَعَ بِالمَغِيبِ مَا شَاءَ . "
16- Hedy olarak kesilecek hayvana büyük bir kusur isabet ederse sahibinin onun yerine başka bir hayvan kesmesi gerekir. Kusurlu olan hayvandan ise dilediği şekilde istifade eder.

"وَإِذَا عَطِبَتْ الْبَدَنَةُ فِي الطَّرِيقِ ، فَإِنْ كَانَ تَطَوُّعَاً : نَحَرَهَا ، وَصَبَغَ نَعْلَهَا بِدَمِهَا ، وَضَرَبَ بِهَا صَفْحَتَهَا ، وَلَا يَأْكُلْ مِنْهَا هُوَ وَلَا غَيْرُهُ مِنْ الْأَغْنِيَاءِ . فَإِنْ كَانَتْ وَاجِبَةً : أَقَامَ غَيْرَهَا مَقَامَهَا وَصَنَعَ بِهَا مَا شَاءَ. "
17- Hedy olarak kesilecek deve yolda götürülürken telef olacak duruma gelirse, şayet nafile olarak kesilecekse sahibi onu nahr yoluyla keser ve (hedy kurbanı olduğu belli olsun diye) kestiği devenin ayağına ve boynunun kenarına kan sürer. Hayvanın sahibi ve zengin olan kimseler bu etten yemezler. Ancak bu devenin kurban olarak kesilmesi vacip ise onun yerine başka hayvan koyar, diğer hayvandan ise dilediği şekilde istifade eder. 

"وَيُقَلِّدُ هَدْيَ التَّطَوُّعِ وَالْمُتْعَةِ وَالْقِرَانِ . وَلَا يُقَلِّدُ دَمَ الْإِحْصَارِ وَلَا دَمَ الْجِنَايَاتِ . "
18- Nafile olarak veya temettü haccı ya da kıran haccı için kesilen hayvanın boynuna (hedy kurbanı olduğu belli olsun diye) deri veya nal bağlanır. Fakat ihsar kurbanının ve ihramda yasak olan bir şey yapıldığından dolayı kesilmesi gereken ceza kurbanının boynuna bir şey bağlanması gerekmez. 


(49) Altı ayını doldurmuş kuzudan kasıt; bir yaşını doldurmuş koyunlarla karıştığında dışarıdan bakan kimsenin onlardan ayırt edemediği, cüsse ve görünüş bakımından onlara benzeyen kuzudur. 
(50) Tezkiye yapmak: Hayvanın etinin helal olması için gerekli olan kesim şeklidir.







 7 
 : 12 Aralık 2020, 02:46:35 
Başlatan TuğruL Çağrı bin ÖzTürk - Son mesaj Gönderen: ibrahim malatya
Burdan cemaleddin hocami tekfir edenleresoruyorum cemaleddin hocanin beyyineler 4 eseride dahil
Eserlerini hiç açip okudunuzmu??
Kalkmişlar burda kirpma şeylerle hoca hakkinda hüküm veriyorlar eğer cemaleddin hocanin hareketinden haberdar olsaydiniz ve beyyineler 4 ü tam okusaydiniz görecekstiniz.

1.si cemaleddin hoca zamaninda islam mahkememiz vardı ve hukuk bürolarida vardi
2.si  beyyineler 4ü okusaydiniz açikça cemaleddin hocanin tağuti mahkemelere değil islam mahkemelerinden bahsettiğini görezektiniz.

Onuda geçtim beyyineler 1,2,3,4 serisinden sonra cemaleddin hocanin yazdigi beyyineler 5 adli 1995 te yazilan hakimiyyet adli kitabı vardır.

O kitapta tağutun mahkelere başvuranlari tekfir etmektedir cemaleddin hocamiz

Aynen o kitaptan nakil atiyorum
Cemaleddin hocam hakimiyyet kitabinin 142.143. Sayfasinda şöyle der"

Muhakeme Meselesi Hakkında:
Allah Teala, mü’minler arasında ihtilaf çıktığında Allah ve Resulü’nün kitabına müracaat etmeyi emrettiği gibi, şeriat’ın hükmettiği mahkemeye gitmeyi de farz kılmıştır. Yani hüküm ve hâkimin şer’î olması lazım geldiği gibi, mahkemelerin de şer’î olması şarttır. Daha başka bir ifade ile; müslümanın devleti de mahkemesi de kanunu da hep şer’î olmalsı ve şeriat’a uygun olmalıdır. Daha başka bir tabirle; müslüman her yönüyle müslüman olacaktır; olması da farzdır. Allah’ın kesin emridir. Zaman zaman söylediğimiz gibi, "İslam devleti varsa onu korumak, yoksa onu kurmak erkek-kadın her müslümana farzdır." Keza müslümanın mahkemeleri şeriat kanunlariyla hükmediyorsa, onları korumak, yoksa onları kurmak farzdır, Allah’ın emridir.  Nisa Suresi 60.Ayeti Celilede "Şeriat’ın hükmetmediği Tağuti ve Beşeri kanunların hakim olduğu mahkemelere gidenlerden Allah Teala müslümanlığını kaldırmiş, böylelerinden imanı nefyetmiştir." .(Cemaleddin Hocaoğlu/Akaid Dersleri Beyyineler 5 hakimiyyet sayfa 142 )

Alin size apaçik delil
Üstelik beyyineler serisinin sonuncu
O alinti yaptiklari beyyineler dorttende sonra yazilan bi kitap.

Ewet şimdi muvahhid hocamizi tekfir eden cahil kirpmacilara nasihat.

Bir alimin sözlerini değerlendirirken acin kitaplarini okuyun araştirin boş beleş kirpmalarla atip tutup vebale girmeyin


 8 
 : 12 Aralık 2020, 00:03:06 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
HACCI KAÇIRMA BAHSİ

"وَمَنْ أَحْرَمَ بِالْحَجِّ فَفَاتَهُ الْوُقُوفُ بِعَرَفَةَ حَتَّى طَلَعَ الْفَجْرُ مِنْ يَوْمِ النَّحْرِ : فَقَدْ فَاتَهُ الْحَجُّ وَعَلَيْهِ أَنْ يَطُوفَ وَيَسْعَى وَيَتَحَلَّلَ وَيَقْضِيَ الْحَجَّ مِنْ قَابِلٍ ، وَلَا دَمَ عَلَيْهِ . " 
1- Hac için ihrama girdiği halde Kurban Bayramının birinci gününün fecri doğuncaya kadar Arafat’ta vakfe yapmayı kaçıran kimse, haccı kaçırmış olur.  Bu kimse Kâbe’yi tavaf eder, Safa ve Merve arasında sa’y yapar ve ihramdan çıkar. Fakat gelecek yıl, kaçırdığı bu haccı kaza etmesi gerekir, haccı kaçırdığı için kurban kesmesi gerekmez.

"وَالْعُمْرَةُ لَا تَفُوتُ . وَهِيَ جَائِزَةٌ فِي جَمِيعِ السَّنَةِ ، إلَّا خَمْسَةَ أَيَّامٍ يُكْرَهُ فِعْلُهَا فِيهَا : يَوْمُ عَرَفَةَ وَيَوْمَ النَّحْرِ وَأَيَّامَ التَّشْرِيقِ . "
2- Umrenin vaktini kaçırma söz konusu olmaz. Senenin beş günü haricinde bütün günlerde umre yapılması caizdir. Umre yapılması mekruh olan beş gün ise Arefe günü, Kurban Bayramının birinci günü ve teşrik günleridir.(48)

"وَالْعُمْرَةُ سُنَّةٌ . وَهِيَ : الْإِحْرَامُ وَالطَّوَافُ وَالسَّعْيُ وَالْحَلْقُ أو التَّقْصِير . "
3- Umre yapmak sünnettir. Umre, şunlardan ibarettir; ihrama girme, Kâbe’yi tavaf etme, Safa ve Merve arasında sa’y yapma, saçı kazıtma veya kısaltma.


(48) Teşrik günleri: Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günüdür.

 9 
 : 11 Aralık 2020, 00:05:54 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
İHSAR BAHSİ

"إذَا أُحْصِرَ الْمُحْرِمُ بِعَدُوٍّ أَوْ أَصَابَهُ مَرَضٌ يَمْنَعُهُ مِنْ الْمُضِيِّ : حَلَّ لَهُ التَّحَلُّلُ . " 
1- (Hac veya umre yapmak için) İhrama giren kimse, düşman tarafından engellenir ya da bu ibadetinden alıkoyan bir hastalığa yakalanırsa ihramdan çıkması caiz olur.

"وَقِيلَ لَهُ : اِبْعَثْ بِشَاةٍ تُذْبَحُ بِالْحَرَمِ ، وَوَاعِدْ مَنْ يَحْمِلُهَا لِيَوْمٍ بِعَيْنِهِ  يذبحها فيه ، ثُمَّ تَحَلَّل . وَإِنْ كَانَ قَارِنَاً : بَعَثَ بِدَمَيْنِ . "
2- Ona “Harem bölgesinde kesilmesi için bir koyun gönder.” denilir. Bu kişi, koyunu harem bölgesine götürmesi ve belirli bir günde kesmesi için bir Müslüman ile anlaşır. Belirlenen gün gelip Müslüman koyunu kestiğinde ihramdan çıkar. Şayet bu kimse kıran haccı niyetiyle ihrama girmişse harem bölgesinde kesilmesi için iki koyun gönderir.

"وَلَا يَجُوزُ ذَبْحُ دَمِ الْإِحْصَارِ إلَّا فِي الْحَرَمِ"
3- İhsar kurbanının, harem bölgesi dışında başka bir yerde kesilmesi caiz değildir.

"وَيَجُوزُ ذَبْحُهُ قَبْلَ يَوْمِ النَّحْرِ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ"
4- İmam Ebu Hanife’ye göre; (hac için ihrama girmiş kimse için kesilecek) ihsar kurbanının, Kurban Bayramı gününden önce kesilmesi caizdir.

"وَقَالَ أَبُو يُوسُفَ وَمُحَمَّدٌ : لَا يَجُوزُ الذَّبْحُ لِمُحْصَرٍ بِالْحَجِّ إلَّا فِي يَوْمِ النَّحْرِ. "   
İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise hac için ihrama girmiş kimse için kesilecek ihsar kurbanının, bayram günleri dışında kesilmesi caiz değildir.
 
   "وَيَجُوزُ لِلْمُحْصَرِ بِالْعُمْرَةِ الذَّبْحُ مَتَى شَاءَ" 
5- Umre için ihrama girip de muhsar olan (düşman ya da hastalık sebebi ile umreyi tamamlayamayan) kimse, ihsar kurbanını dilediği zaman kesebilir.

"وَالْمُحْصَرُ بِالْحَجِّ إذَا تَحَلَّلَ : فَعَلَيْهِ حَجَّةٌ وَعُمْرَةٌ" 
6- Hac için ihrama girdikten sonra muhsar olan kişinin, ihramdan çıktıktan sonra bir hac ve bir umre yapması gerekir.

"وَعَلَى الْمُحْصَرِ بِالْعُمْرَةِ : الْقَضَاءُ . "
7- Umre için ihrama girip de muhsar olan kimsenin, ihramdan çıktıktan sonra bu umreyi kaza etmesi gerekir.

"وَعَلَى الْقَارِنِ : حَجَّةٌ وَعُمْرَتَانِ . "
8- Kıran haccı için ihrama girip de muhsar olan kimsenin, ihramdan çıktıktan sonra bir hac, iki umre yapması gerekir.

"وَإِذَا بَعَثَ الْمُحْصَرُ هَدْيَاً ، وَوَاعَدَهُمْ أَنْ يَذْبَحُوهُ فِي يَوْمٍ بِعَيْنِهِ ، ثُمَّ زَالَ الْإِحْصَارُ : فَإِنْ قَدِرَ عَلَى إدْرَاكِ الْهَدْيِ وَالْحَجِّ : لَمْ يَجُزْ لَهُ التَّحَلُّلُ وَلَزِمَهُ الْمُضِيُّ . "   
9- Hac için ihrama girip de muhsar olan kimse, hedy kurbanını Harem’e gönderdikten ve belirli bir günde kurbanını kesmesi için bir Müslüman ile anlaştıktan sonra engel ortadan kalkarsa;
a) Hedy kurbanı kesilmeden önce kurbanın kesilmesine ve hac amellerini tamamlamaya yetişme imkânı varsa ihramdan çıkması caiz olmaz, ibadetine devam etmesi gerekir.

"وَإِنْ قَدَرَ عَلَى إدْرَاكِ الْهَدْيِ دُونَ الْحَجِّ تَحَلَّلَ . " 
b) Hac amellerini tamamlamaya yetişemiyor fakat kurbana yetişebiliyorsa ihramdan çıkar. 

"وَإِنْ قَدَرَ عَلَى إدْرَاكِ الْحَجِّ دُونَ الْهَدْيِ : جَازَ لَهُ التَّحَلُّلُ اسْتِحْسَانَاً . "
c) Kurbana yetişemiyor fakat hac amellerini tamamlamaya yetişebiliyorsa istihsanen (daha uygun olarak) ihramdan çıkması caiz olur.

"وَمَنْ أُحْصِرَ بِمَكَّةَ وَهُوَ مَمْنُوعٌ مِنْ الْوُقُوفِ وَالطَّوَافِ : كَانَ مُحْصَرَاً ، فَإِنْ قَدَرَ عَلَى أَحَدِهِمَا : فَلَيْسَ بِمُحْصَرٍ . "
10- Mekke’de bulunduğu halde vakfe ve tavaf yapmaktan alıkonan kimse, muhsar hükmündedir. Şayet bunlardan birini yapmaya imkân bulursa muhsar hükmünde olmaz.

 10 
 : 10 Aralık 2020, 00:22:40 
Başlatan Alkame - Son mesaj Gönderen: Alkame
İHRAM YASAKLARI VE CEZALARI BAHSİ

"إذَا تَطَيَّبَ الْمُحْرِمُ : فَعَلَيْهِ الْكَفَّارَةُ ، فَإِنْ طَيَّبَ عُضْوَاً كَامِلَاً فَمَا زَادَ : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ طَيَّبَ أَقَلَّ مِنْ عُضْوٍ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . " 
1- İhramlı olan kimse güzel koku sürünürse kefaret vermesi gerekir. Şayet bir uzvun tamamına ya da daha fazlasına güzel koku sürerse kurban kesmesi gerekir. Ancak bir uzuvdan daha az bir kısma koku sürmüşse sadaka vermesi gerekir.

"وَإِنْ لَبِسَ ثَوْبَاً مَخِيطَاً أَوْ غَطَّى رَأْسَهُ يَوْمَاً كَامِلَاً : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ كَانَ أَقَلَّ مِنْ ذَلِكَ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . "
2- Kişi, bir günün tamamında dikişli bir elbise giyer veya başını örterse ceza kurbanı kesmesi gerekir. Fakat bundan daha az bir müddet dikişli elbise giymiş veya başını örtmüşse sadaka vermesi gerekir.

"وَإِنْ حَلَقَ رُبُعَ رَأْسِهِ فَصَاعِدَاً : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإنْ حَلَقَ أَقَلَّ مِنَ الرُبْعِ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . "
3- Kişi ihramlı iken başının dörtte birini veya daha fazlasını tıraş ederse ceza kurbanı kesmesi gerekir. Fakat dörtte birinden azını tıraş ederse sadaka vermesi gerekir.

"وَإِنْ حَلَقَ مَوَاضِعَ الْمَحَاجِمِ: فَعَلَيْهِ دَمٌ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ ، وَقَالَ أَبُو يُوسُفَ وَمُحَمَّدٌ : عَلَيْهِ صَدَقَةٌ ".
4- İhramlı olan kimse ensesinde bulunan hacamat yerlerini tıraş ederse İmam Ebu Hanife’ye göre ceza kurbanı kesmesi, İmam Muhammed ve İmam Ebu Yusuf’a göre ise sadaka vermesi gerekir.

"وَإِنْ قَصَّ أَظَافِيرَ يَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ قَصَّ يَدَاً أَوْ رِجْلَاً : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ قَصَّ أَقَلَّ مِنْ خَمْسَةِ أَظَافِيرَ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . وإنْ قَصَّ خَمْسَةَ أَظَافِيرَ مُتَفَرِّقَةً مِنْ يَدَيْهِ ، وَرِجْلَيْهِ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ وَأَبِي يُوسُفَ . وَقَالَ مُحَمَّدٌ : عَلَيْهِ الدَّمُ . "
5- İhramlı olan kimse el ve ayak tırnaklarını keserse ceza kurbanı kesmesi gerekir. Bir elin bütün tırnaklarını veya bir ayağın bütün tırnaklarını keserse yine ceza kurbanı kesmesi gerekir. Fakat beş tırnaktan daha az keserse sadaka vermesi gerekir. Eğer hem el hem de ayak parmaklarından toplam beş tırnak keserse İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf’a göre yine sadaka vermesi gerekir, İmam Muhammed’e göre ise ceza kurbanı kesmesi gerekir.

"وَإِنْ تَطَيَّبَ أَوْ لَبِسَ أَوْ حَلَقَ مِنْ عُذْرٍ : فَهُوَ مُخَيَّرٌ : إنْ شَاءَ ذَبَحَ شَاةً وَإِنْ شَاءَ تَصَدَّقَ عَلَى سِتَّةِ مَسَاكِينَ بِثَلَاثَةِ أَصْوُعٍ مِنْ الطَّعَامِ وَإِنْ شَاءَ صَامَ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ . "
6- Kişi bir özürden dolayı koku sürünür veya dikişli elbise giyer yahut saçını tıraş ederse ceza olarak şunlardan birini yapma konusunda muhayyerdir:
a) Dilerse bir koyun keser.
b) Dilerse sadaka olarak altı miskine (her birine yarım sa’ verecek şekilde toplamda) üç sa’ yiyecek verir.
c) Dilerse üç gün oruç tutar.

"وَإِنْ قَبَّلَ أَوْ لَمَسَ بِشَهْوَةٍ : فَعَلَيْهِ دَمٌ . "
7- İhramlı olan kimse eşini şehvetle öper veya ona şehvetle dokunursa ceza kurbanı kesmesi gerekir.

"و مَنْ جَامَعَ فِي أَحَدِ السَّبِيلَيْنِ عَامِدَاً أَوْ نَاسِيَاً قَبْلَ الْوُقُوفِ بِعَرَفَةَ : فَسَدَ حَجُّهُ وَعَلَيْهِ شَاةٌ ، وَيَمْضِي فِي الْحَجِّ ، كَمَا يَمْضِي مَنْ لَمْ يَفْسُدْ حَجُّهُ ،  وَعَلَيْهِ الْقَضَاءِ . وَلَيْسَ عَلَيْهِ أَنْ يُفَارِقَ امْرَأَتَهُ إذَا حَجَّ بِهَا فِي الْقَضَاءِ . "
8- Kişi ihramlı iken Arafat’ta vakfe yapmadan önce, hanımıyla önden veya arkadan cima yaparsa, ister kasıtlı yapsın isterse unutarak yapsın, haccı geçersiz olur. Bir koyun kesmesi, haccı bozulmamış kimse gibi hacca devam etmesi ve bozulan haccını daha sonra kaza etmesi gerekir. Kaza haccında hanımıyla birlikte hacca gitmişse hanımından ayrı durması gerekmez.

"وَمَنْ جَامَعَ بَعْدَ الْوُقُوفِ بِعَرَفَةَ : لَمْ يَفْسُدْ حَجُّهُ ، وَعَلَيْهِ بَدَنَةٌ .  وَإِنْ جَامَعَ بَعْدَ الْحَلْقِ : فَعَلَيْهِ شَاةٌ . "
9- Şayet Arafat’ta vakfe yaptıktan sonra hanımıyla cima yaparsa haccı bozulmaz fakat (ceza olarak) bir deve kesmesi gerekir. Saçını tıraş ettikten sonra hanımıyla cima yaparsa (ceza olarak) bir koyun kesmesi gerekir.

"وَمَنْ جَامَعَ فِي الْعُمْرَةِ قَبْلَ أَنْ يَطُوفَ لَهَا أَرْبَعَةَ أَشْوَاطٍ : أَفْسَدَهَا ، وَمَضَى فِيهَا ، وَقَضَاهَا ، وَعَلَيْهِ شَاةٌ . وَإِنْ جَامَعَ بَعْدَمَا طَافَ لَهَا أَرْبَعَةَ أَشْوَاطٍ : فَعَلَيْهِ شَاةٌ ، وَلَا تَفْسُدُ عُمْرَتُهُ ، ولا يلزمه قضاؤها. "
10- Umre yapan kişi, Kâbe’yi dört şavt (tur) tavaf etmeden önce hanımıyla cima yaparsa umresi bozulur. Bozulan umresine devam eder ve (ceza olarak) bir koyun keser. Umresi bozulduğu için onu kaza eder. Şayet Kâbe’yi dört şavt tavaf ettikten sonra hanımıyla cima yaparsa (ceza olarak) bir koyun keser fakat umresi bozulmaz. Dolayısıyla onu kaza etmesi gerekmez.

"وَمَنْ جَامَعَ نَاسِيَاً  : كَمَنْ جَامَعَ عَامِدَاً فِي الحُكْمِ . " 
11- Hanımıyla unutarak cima yapan kimse, (cezalar konusunda) aynı bilerek cima yapan kimse gibidir.

"وَمَنْ طَافَ طَوَافَ الْقُدُومِ مُحْدِثًا : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . وَإِنْ كَانَ جُنُبَاً : فَعَلَيْهِ شَاةٌ . "
12- Kudûm tavafını abdestsiz olarak yapan kimsenin sadaka vermesi gerekir. Şayet cünüp olarak tavaf yaparsa (ceza olarak) bir koyun kesmesi gerekir.

"وَمَنْ طَافَ طَوَافَ الزِّيَارَةِ مُحْدِثَاً : فَعَلَيْهِ شَاةٌ . وَإِنْ كَانَ جُنُبَاً فَعَلَيْهِ بَدَنَةٌ ، وَالْأَفْضَلُ أَنْ يُعِيدَ الطَّوَافَ مَا دَامَ بِمَكَّةَ وَلَا ذَبْحَ عَلَيْهِ. " 
13- Ziyaret tavafını abdestsiz olarak yapan kimsenin (ceza olarak) bir koyun kesmesi, cünüp olarak tavaf yapanın da (ceza olarak) bir deve kesmesi gerekir. Mekke’de kaldığı müddet içerisinde ziyaret tavafını iade etmesi daha efdaldir ve bunu iade ettikten sonra kurban kesmesi gerekmez. 

"وَمَنْ طَافَ طَوَافَ الصَّدَرِ مُحْدِثَاً : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . وَإِنْ كَانَ جُنُبَاً : فَعَلَيْهِ شَاةٌ . "
14- Veda tavafını abdestsiz olarak yapan kimsenin de sadaka vermesi gerekir. Şayet cünüp olarak tavaf yaparsa (ceza olarak) bir koyun kesmesi gerekir.

"وَمَنْ تَرَكَ ثَلَاثَةَ أَشْوَاطٍ مِنْ طَوَافِ الزِّيَارَةِ فَمَا دُونَهَا : فَعَلَيْهِ شَاةٌ. وَإِنْ تَرَكَ مِنْهُ أَرْبَعَةَ أَشْوَاطٍ فَصَاعِدَاً: بَقِيَ مُحْرِمَاً أَبَدَاً حَتَّى يَطُوفَهَا . " 
15- Ziyaret tavafının üç veya daha az sayıdaki şavtını (turunu) yapmayan kimsenin (ceza olarak) bir koyun kesmesi gerekir. Şayet dört veya daha fazla şavtını yapmazsa, bu şavtları yapıncaya kadar sürekli ihramlı olarak kalır.

"وَمَنْ تَرَكَ ثَلَاثَةَ أَشْوَاطٍ مِنْ طَوَافِ الصَّدَرِ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . وَإِنْ تَرَكَ طَوَافَ الصَّدْرِ ، أَوْ تَرَكَ مِنْهُ أَرْبَعَةَ أَشْوَاطٍ : فَعَلَيْهِ شَاةٌ . "
16- Veda tavafının üç şavtını (turunu) yapmayan kimsenin sadaka vermesi gerekir. Veda tavafını veya ondan dört şavtı terk eden kimsenin (ceza olarak) bir koyun kesmesi gerekir.

"وَمَنْ تَرَكَ السَّعْيَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ : فَعَلَيْهِ دَمٌ وَحَجُّهُ تَامٌّ . "
17- Safa ve Merve arasında sa’y yapmayan kimsenin haccı tamamlanmış olur fakat (sa’yı terk ettiği için) ceza kurbanı kesmesi gerekir.

"وَمَنْ أَفَاضَ مِنْ عَرَفَاتٍ قَبْلَ الْإِمَامِ  : فَعَلَيْهِ دَمٌ . "
18- İmamdan önce Arafat Dağından inen kimsenin ceza kurbanı kesmesi gerekir. 

"وَمَنْ تَرَكَ الْوُقُوفَ بِالْمُزْدَلِفَةِ : فَعَلَيْهِ دَمٌ . "
19- Müzdelife’de vakfe yapmayı terk eden kimsenin ceza kurbanı kesmesi gerekir.

"وَمَنْ تَرَكَ رَمْيَ الْجِمَارِ فِي الْأَيَّامِ كُلِّهَا : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ تَرَكَ رَمْيَ يَوْمٍ وَاحِدٍ : فَعَلَيْهِ دَمٌ . وَإِنْ تَرَكَ رَمْيَ إحْدَى الْجِمَارِ الثَّلَاثِ : فَعَلَيْهِ صَدَقَةٌ . وَإِنْ تَرَكَ جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ مِنْ يَوْمِ النَّحْرِ : فَعَلَيْهِ دَمٌ . "
20- Cemreleri taşlamayı bütün günlerde terk eden kimsenin ceza kurbanı kesmesi gerekir. Bir günün cemresini taşlamayı terk eden kimsenin de ceza kurbanı kesmesi gerekir. Üç cemreden birini taşlamayı terk eden kimsenin ise sadaka vermesi gerekir. Akabe cemresini Kurban Bayramının birinci günü taşlamayan kimsenin de kurban kesmesi gerekir.

"وَإِنْ أَخَّرَ الْحَلْقَ حَتَّى مَضَتْ أَيَّامُ النَّحْرِ : فَعَلَيْهِ دَمٌ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ . وَكَذَلِكَ إذَا أَخَّرَ طَوَافَ الزِّيَارَةِ  عند أبي حنيفة رحمه الله  . "
21- İmam Ebu Hanife’ye göre, Kurban Bayramı günleri geçinceye kadar tıraş olmayı geciktiren kimsenin ceza kurbanı kesmesi gerekir. Aynı şekilde İmam Ebu Hanife’ye göre, ziyaret tavafını Kurban Bayramından sonraya geciktiren kimsenin de kurban kesmesi gerekir.

"وَإِنْ قَتَلَ الْمُحْرِمُ صَيْدَاً أَوْ دَلَّ عَلَيْهِ مَنْ قَتَلَهُ : فَعَلَيْهِ الْجَزَاءُ. ويَسْتَوِي فِي ذَلِكَ الْعَامِدُ وَالنَّاسِي  وَالْمُبْتَدِئُ وَالْعَائِدُ . " 
22- İhramlı olan kimse kara av hayvanını öldürür veya öldürecek olan kimseye yerini gösterirse tam bir ceza vermesi gerekir. Bunu bilerek yapması ile unutarak yapması arasında yahut ilk defa yapması ile tekrar yapması arasında fark yoktur.

"وَالْجَزَاءُ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ وَأَبِي يُوسُفَ : أَنْ يُقَوَّمَ الصَّيْدُ فِي الْمَكَانِ الَّذِي قَتَلَهُ فِيهِ أَوْ فِي أَقْرَبِ الْمَوَاضِعِ إلَيْهِ إنْ كَانَ فِي بَرِّيَّةٍ ، يُقَوِّمُهُ ذَوَا عَدْلٍ . " 
23- İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf’a göre, öldürülen kara av hayvanı, öldürüldüğü yere göre ya da kırsal bir alanda öldürülmüşse ona yakın olan yere göre değerlendirilir. Bu değerlendirmeyi adaletli iki kişi yapar.

"ثُمَّ هُوَ مُخَيَّرٌ فِي الْقِيمَةِ : إنْ شَاءَ ابْتَاعَ بِهَا هَدْيَاً ، وَإِنْ شَاءَ اشْتَرَى بِهِ طَعَامَاً ، فَتَصَدَّقَ بِهِ عَلَى كُلِّ مِسْكِينٍ بِنِصْفِ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ أَوْ صَاعٍ مِنْ تَمْرٍ أَوْ شَعِيرٍ . وَإِنْ شَاءَ صَامَ عَنْ كُلِّ نِصْفِ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ يَوْمَاً ،  وَعَنْ كُلِّ صَاعٍ مِنْ تَمْرٍ أَوْ شَعِيرٍ يَوْمَاً . "
Öldürülen hayvanın kıymeti belirlendikten sonra kişi bu kıymeti şu şekillerde verme konusunda muhayyerdir:
a) Öldürülen hayvanın değeri hedy kurbanı değerine ulaşmışsa dilerse bir hedy kurbanı alıp keser.
b) Dilerse öldürülen hayvanın kıymeti ile yiyecek satın alarak her bir fakire yarım sa’ buğday veya bir sa’ hurma ya da bir sa’ arpa vermek suretiyle fakirlere dağıtır.
c) Dilerse her yarım sa’ buğday için bir gün, her bir sa’ hurma veya arpa için bir gün oruç tutar.

"فَإِنْ فَضَلَ مِنْ الطَّعَامِ أَقَلُّ مِنْ نِصْفِ صَاعٍ : فَهُوَ مُخَيَّرٌ : إنْ شَاءَ تَصَدَّقَ بِهِ ، وَإِنْ شَاءَ صَامَ عَنْهُ يَوْمَاً كَامِلَاً . "
Fakirlere dağıttıktan sonra geriye yarım sa’dan az yiyecek kalırsa bu konuda kişi muhayyerdir; dilerse bunu sadaka olarak verir, dilerse bunun yerine tam bir gün oruç tutar.

"وَقَالَ مُحَمَّدٌ  : يَجِبُ فِي الصَّيْدِ : النَّظِيرُ فِيمَا لَهُ نَظِيرٌ. فَفِي الظَّبْيِ : شَاةٌ وَفِي الضَّبُعِ : شَاةٌ ، وَفِي الْأَرْنَبِ : عَنَاقٌ ، وَفِي النَّعَامَةِ : بَدَنَةٌ ، وَفِي الْيَرْبُوعِ : جَفْرَةٌ . وَفِي حِمَارِ الْوَحْشِ : بَقَرَةٌ . " 
İmam Muhammed’e göre ise kurbanlık hayvanların içinde, öldürülen av hayvanına denk olan bir hayvan varsa onu kesmesi gerekir. Buna göre öldürdüğü ceylan için bir koyunu, sırtlan için bir koçu, tavşan için (altı aylık) bir oğlağı, devekuşu için bir deveyi, köstebek için (dört aylık) bir oğlağı, zebra için bir ineği kurban olarak kesmesi gerekir.

"وَمَنْ جَرَحَ صَيْدَاً أَوْ نَتَفَ شَعْرَهُ أَوْ قَطَعَ عُضْوَاً مِنْهُ : ضَمِنَ مَا نَقَصَ مِنْ قِيمَتِهِ . وَإِنْ نَتَفَ رِيشَ طَائِرٍ أَوْ قَطَعَ قَوَائِمَ صَيْدٍ فَخَرَجَ مِنْ حَيِّزِ الِامْتِنَاعِ : فَعَلَيْهِ قِيمَتُهُ كَامِلَةً . "
24- Kara av hayvanını yaralayan, tüylerini yolan veya bir uzvunu kesen kimsenin (av hayvanı ölmemişse) hayvanda meydana getirdiği eksikliği tazmin etmesi gerekir. Yine kişi, kaçmasına engel olacak şekilde kuşun tüyünü yolar veya av hayvanının kaçmasına engel olacak şekilde bacaklarını kırarsa bu hayvanın değerinin tamamını sadaka olarak verir.

"وَمَنْ كَسَرَ بَيْضَ صَيْدٍ : فَعَلَيْهِ قِيمَتُهُ . فَإِنْ خَرَجَ مِنْ الْبَيْضَةِ فَرْخٌ مَيِّتٌ : فَعَلَيْهِ قِيمَتُهُ حَيَّاً . "
25- Av hayvanının yumurtasını kıran kimse, bunun değerini sadaka olarak verir. Şayet yumurtanın içinden ölü yavru çıkarsa onun sağ halindeki değerini öder.

"وَلَيْسَ فِي قَتْلِ الْغُرَابِ وَالْحِدَأَةِ وَالْكَلْبِ العَقُورِ وَالذِّئْبِ وَالْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ وَالْفَأْرَةِ : جَزَاءٌ . " 
26- (Leş yiyen) Karga, çaylak, köpek, kurt, yılan, akrep ve fare öldürmesinden dolayı ihramlı olan kimseye ceza yoktur.

"وَلَيْسَ فِي قَتْلِ الْبَعُوضِ وَالنَّمْلِ وَالْبَرَاغِيثِ وَالْقُرَادِ : شَيْءٌ . "
27- Sivrisinek, karınca, pire ve keneyi öldürmesi sebebiyle de herhangi bir ceza ödemesi gerekmez.

"وَمَنْ قَتَلَ قَمْلَةً : تَصَدَّقَ بِمَا شَاءَ . " 
28- Bit öldüren kimse, dilediği kadar sadaka verir.

"وَمَنْ قَتَلَ جَرَادَةً : تَصَدَّقَ بِمَا شَاءَ ، وَتَمْرَةٌ خَيْرٌ مِنْ جَرَادَةٍ . "
29- Çekirge öldüren kimse, dilediği kadar sadaka verir. Bir hurma, bir çekirgeden daha değerlidir.

"وَمَنْ قَتَلَ مَا لَا يُؤْكَلُ لَحْمُهُ مِنْ الصَّيْدِ كَالسِّبَاعِ وَنَحْوهَا : فَعَلَيْهِ الْجَزَاءُ ، ولَا يُتَجَاوَزُ بِقِيمَتِهَا شَاة . "
30- İhramlı iken yırtıcı hayvanlar gibi eti yenilmeyen bir av hayvanını öldüren kimsenin ceza vermesi gerekir. Bunun cezası ise bir koyunun değerini geçmez.

"وَإِنْ صَالَ السَّبْعُ عَلَى مُحْرِمٍ ، فَقَتَلَهُ : فَلَا شَيْءَ عَلَيْهِ . "
31- İhramlı olan kimse kendisine saldırdığından dolayı yırtıcı hayvanı öldürürse herhangi bir ceza ödemesi gerekmez.

"فَإِنْ اضْطَرَّ الْمُحْرِمُ إلَى أَكْلِ لَحْمِ صَيْدٍ ، فَقَتَلَهُ : فَعَلَيْهِ الْجَزَاءُ. "
32- İhramlı olan kimse etini yemek zorunda kaldığından dolayı av hayvanını öldürürse ceza vermesi gerekir.

"وَلَا بَأْسَ أَنْ يَذْبَحَ الْمُحْرِمُ الشَّاةَ وَالْبَقَرَةَ وَالْبَعِيرَ وَالدَّجَاجَ وَالْبَطَّ الْكَسْكَرِيَّ . "
33- İhramlı olan kimsenin koyun, sığır, deve, tavuk ve evcil ördeği kesmesinde bir sakınca yoktur.

"فَإِنْ قَتَلَ حَمَامَاً مُسَرْوَلَاً أَوْ طَيْرَاً مُسْتَأْنَسَاً : فَعَلَيْهِ الْجَزَاءُ . " 
34- İhramlı olan kimse paçalı güvercini ya da evcilleştirilmiş bir kuşu öldürürse ceza vermesi gerekir.

"وَإِذَا ذَبَحَ الْمُحْرِمُ صَيْدَاً : فَذَبِيحَتُهُ مَيْتَةٌ ، لَا يَحِلُّ أَكْلُهَا . "
35- İhramlı olan kimse av hayvanını keserse kestiği ölü hükmünde olup yenilmesi helal değildir.

"وَلَا بَأْسَ أَنْ يَأْكُلَ الْمُحْرِمُ لَحْمَ صَيْدٍ اصْطَادَهُ حَلَالٌ وَذَبَحَهُ ، إذَا لَمْ يَدُلُّهُ الْمُحْرِمُ ، وَلَا أَمَرَهُ بِصَيْدِهِ . "
36- İhramlı olan kimsenin, ihramlı olmayan kişinin avladığı veya kestiği av hayvanının etinden, eğer o hayvanın yerini göstermemiş veya avlanmasını emretmemişse yemesinde bir sakınca yoktur.

"وَفِي صَيْدِ الْحَرَمِ إذَا ذَبَحَهُ الْحَلَالُ : فَعَلَيْهِ الْجَزَاءُ . "
37- İhramlı olmayan kimse, harem sınırları içerisinde av hayvanını avlarsa ceza vermesi gerekir.

"وَإِنْ قَطَعَ حَشِيشَ الْحَرَمِ أَوْ شَجَرَهُ الَّذِي لَيْسَ بِمَمْلُوكٍ وَلَا هُوَ مِمَّا يُنْبِتُهُ النَّاسُ : فَعَلَيْهِ قِيمَتُهُ . " 
38- Kişi harem sınırları içinde bulunan, sahibi bulunmayan ve insanların ektiği cinsten olmayan bir otu veya ağacı keserse kıymetini sadaka olarak vermesi gerekir.

"وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلَهُ الْقَارِنُ مِمَّا ذَكَرْنَا أَنَّ فِيهِ عَلَى الْمُفْرِدِ دَمَاً : فَعَلَى الْقَارِنِ فِيهِ دَمَانٍ : دَمٌ لِحَجَّتِهِ وَدَمٌ لِعُمْرَتِهِ . إلَّا أَنْ يَتَجَاوَزَ الْمِيقَاتَ غَيْرَ مُحْرِمٍ ، ثُمَّ يُحْرِمُ بِالْعُمْرَةِ وَالْحَجِّ : فَيَلْزَمُهُ دَمٌ وَاحِدٌ . "
39- İfrad haccı yapan kimsenin, ceza olarak bir kurban kesmesi gereken bütün durumlarda kıran haccı yapan kimsenin, biri hac için diğeri umre için olmak üzere iki kurban kesmesi gerekir. Fakat ihrama girmeksizin mikatı geçen, akabinde hac ve umre için ihrama giren kimsenin ceza olarak bir kurban kesmesi yeterlidir.

"وَإِذَا اشْتَرَكَ مُحْرِمَانِ فِي قَتْلِ صَيْدٍ : فَعَلَى كُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا الْجَزَاءُ كَامِلَاً . " 
40- İhramlı olan iki kişi ortaklaşa bir av hayvanını öldürürlerse her birinin tam bir ceza vermesi gerekir.

"وَإِذَا اشْتَرَكَ حَلَالَانِ فِي قَتْلِ صَيْدِ الْحَرَمِ : فَعَلَيْهِمَا جَزَاءٌ وَاحِدٌ . "
41- İhramlı olmayan iki kişi ortaklaşa haremin av hayvanını öldürürlerse, ikisinin tek bir ceza vermesi yeterli olur.

"وَإِذَا بَاعَ الْمُحْرِمُ صَيْدَاً أَوْ ابْتَاعَهُ : فَالْبَيْعُ بَاطِلٌ . "
42- İhramlı olan kişi av hayvanını satın alır ya da satarsa yapılan alışveriş batıl olur.

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Sitemiz üzerinden erişilebilen şeylerde Allah'ın razı olmadığı şeyler varsa, bunları reddediyoruz.


.....DAVETULHAK.....HAKKA DAVET FORUMU.....

| Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | İmode | Rss Haber |